Gezi,  Spor

İran’ın Azeri Şehri Tebriz’de Gezilecek Yerler

Tebriz, İran’ın kuzeybatısındaki Doğu Azerbaycan eyaletinin en büyük şehri. İran Azerbaycanı’nın başkenti de diyebiliriz. Şüphesiz bunda bir zamanlar Safeviler’in başkentliğini yapmış olması, çok sayıda tarihi esere, önemli bazı olaylara ev sahipliği yapmış olması da pay sahibi. 16-18. yüzyıl arasında bazı dönemlerde Osmanlı kontrolünde kalmış. Birçok depremle şehir yıkılsa da günümüze fena sayılmayacak bir şehir kalmış.

Tebriz bir Azeri şehri olduğundan kültürel anlamda diğer büyük İran şehirlerinden biraz farklı. Hem Tahran’da, hem de Isfahan’da zaman zaman Azeri Türkçesi konuşan insanlarla karşılaşmak mümkün ama Tebriz’de dolaşırken her taraftan ‘Azerbaycan Televiziyası’ndan aşina sesler, konuşmalar duyabiliyorsunuz. Elbette Türkiye Türkçesi’yle birebir aynı değil, ama hem konuşulanları az çok anlamak, hem de Türkçe konuşup derdinizi anlatabilirsiniz.

Ama Tebrizliler Tahran’daki merkezi hükümetin Farsi olmayanlara (Türkler, Kürtler, Araplar vs.) belirli miktarlarda kısıtlar uyguladığını belirtiyorlar. Az ve yavaş gelen yatırımlar, çok istedikleri halde gelmeyen ana dilde eğitim hakkı gibi konularda dertliler (Bu da Türkiye’ye benzettiğim bir başka konu oldu İran’daki). Benim en net gözlemlediğim konu ise bütün dükkan tabelalarının Fars harfleriyle yazılmış olmasıydı. Yazılanlar Farsça mı Azerice mi bilmiyorum -belki Azeri Türkçesini Fars alfabesiyle yazıyorlardır, emin değilim- ama bu bana garip bir durum olarak gözüktü. Tabelalarda hiçbir Azerbaycan’da kullanılan alfabeden bir iz görmemeyi yadırgadım diyebilirim.

Bir de şunu belirteyim, Tebriz bir Azeri şehri olmasının yanında insanlar Türkiye’den gelenlere çok yakın davranıyor ve Türkiye’yi de yakından takip ediyorlar. Evlerde çoğunlukla Türk televizyonları açık, diziler ve hatta haberler bile izleniyor. Bu nedenle birçok insan, özellikle gençler bizim konuştuğumuz Türkçe’yi biliyor, anlıyor ve konuşabiliyor. Yani iletişim konusunda büyük bir sıkıntı yaşamayacağınız garanti.

Tebriz’e Nasıl Gidilir?
Tebriz, İran’ın Türkiye sınırına en yakın büyük şehri diyebiliriz, 600 küsur binlik Türk Konsolosluğu’nun da bulunduğu Urmiye’yi saymazsak. Bu nedenle buraya Türkiye’den gelmek çok zor sayılmaz. Türkiye’den kalkıp İran’a giden otobüsler zaten Tebriz’e muhakkak uğruyor, Ankara’dan 24 saat gibi bir zamanda ulaşabiliyorsunuz. Otobüsler Gürbulak Sınır Kapısı’ndan Bazargan’a (Bezirgan), oradan Maku ve Tebriz’e doğru devam ediyor. Ben bu yolla gelmediğim için tam bilmiyorum ancak Bazargan’a gelip buradan taksilerle de Tebriz’e gidilebiliyormuş. Öte yandan birkaç yıldır yapılmayan tren seferleri kısa bir süre önce başladı, şimdilik haftada 1 gün (pazartesi) Van’dan Tebriz’e tren gidiyor. Ayrıca Tebriz Havaalanı’na THY yıl boyunca İstanbul’dan düzenli, birçok başka havayolu da Türkiye’nin değişik illerinden dönemsel seferler yapıyor.

İran’ın başka bir şehrinden Tebriz’e gelmek de gayet mümkün, Tebriz’in ülkenin kuzeybatısında yer almasından ötürü en kolay otobüs bulunan büyük şehir ise Tahran. 8 saat gibi bir sürede biten yolculuk için 35-45 bin tümen arasında fiyatlara bilet bulunuyor.

Hazır ulaşımdan bahsetmişken, şehir içi ulaşıma da değineyim. Gördüğüm kadarıyla diğer İran şehirleri gibi otobüs ve taksinin sık kullanıldığı bir yer burası. Otobüslere ve metroya binmek için tıpkı Tahran ve Isfahan’daki gibi bir ‘Tebriz Kart’ı almak gerekiyor. Ama 1-2 kere ihtiyacınız olacaksa kart almayıp otobüs duraklarındaki insanlardan rica ederek onların kartıyla da binebilirsiniz tabii. Türkiye Türkçesi’ni anlayan birileri çıkar, çıkmasa da bir şekilde anlaşılır derdiniz. Kart, otobüstekine değil, durakta bulunan bir alıcıya okutuluyor. Tek biniş 500 tümen.

Tebriz’de yeni açılmış bir metro da bulunuyor ama henüz tam kapasiteyle çalışmıyor, halen birçok metro durağı da inşaat halinde. Bu yüzden metrolar akşam üstü 17:30 gibi çok komik bir saatte bitiyor. Bunu mutlaka aklınızda tutun, benim gibi şaşakalmayın.

Tebriz belediye binası, Avrupalılar tarafından tasarlanmış olduğunu hemen belli eder nitelikte…

Şehirdeki tarihi binalar genelde Safevi ve Kacar döneminden kalma. Ancak bunun bir istisnası var, Tebriz Belediye Binası. Saat Meydanı’nın bir köşesinde bulunan bina zaten hemen fark ediliyor, çünkü zamanında Alman mimarlar tarafından tasarlanmış. İran’da Avrupai saraylar ve müze olarak kullanılan yerler var, yok değil, ama halihazırda devlet tarafından kullanılan bir bina görmek değişik oluyor. İçindeki müzeye girmeseniz bile binanın önünden bir geçin en azından.

Bazaar
Tebriz Bazaar’ı sadece ülkenin değil, ülkenin en büyüklerinden. Zaten Tahran ve Isfahan bazaarlarından yeterince bahsettim diğer yazılarda, Tebriz’de de mutlaka bir uğrayın deyip geçeceğim uzatmadan.

Şairler Mezarlığı (Maqbarat-o-shoara)
Tebriz dünyada şairlere ayrı bir anıt mezar yapılmış nadir şehirler arasında olmalı. Büyük bir anıtın alt katında birçok önemli şairin mezarı yer alıyor. Buranın ana misafiri Muhammed Hüseyin Şehriyar’dır desek yeridir. 1906-1988 yılları arasında yaşamış Şehriyar’ın mezarı bu kompleksin ortasında, ve her tarafında resimleri ve eserleri sergileniyor. Etrafında Khaqani (Hakani) gibi başka şairlerin mezarları konumlanmış vaziyette. Çok büyük bir yer değil, kısa sürede dolaşıp çıkabilirsiniz. Giriş 10,000 tümen.

Şairler mezarlığı, yani ‘şairler makberi’

Kacar Müzesi
Güzel bir bahçenin içindeki Kacar Müzesi, Tebriz’de görülebilecek önemli yerlerden biri. Ülke tarihinde çok büyük yeri olan, Safevi sonrası Pehlevi öncesi hanedanı döneminde Tebriz’deki hayata dair anılar sergileniyor. Kacarlar, tıpkı Pehleviler gibi Batı ve yenilik yanlısı bir hanedanmış. Paralar, modern müzik aletleri, dönemin önemli yöneticilerine ait bilgiler, o meşhur ‘çirkin Kacar kadınları’nın birkaç tane fotoğrafı var, çok ‘fantastik’ olmayanlarından ama. Ön bahçesi harika, en başta söylediğim gibi. Giriş 15,000 tümen.

Kacar Müzesi’nin mükemmel bahçesi…

Arg
Tebriz’in simgelerinden biri, 14. yüzyılda İlhanlılar’ın yaptığı kocaman kemer, Alişah ‘arkı’. Birçok savaşı, bombalamayı, tarihi olayı atlatıp günümüze kadar gelebilmiş. Ama ironiktir ki arg’ın bazı kısımları, İslam devriminden sonra yanına cami (onun da adı İmam Humeyni Camii) yapılması için yıkılmış. Etrafında düzenleme çalışmaları devam ediyordu ben gittiğimde. Bir daha hiçbir zaman eski haline restore edilemeyeceği garantilenmiş böylece. Burayı da görmeden geçmeyin.

Alişah Arg’ının etrafı şu anda otopark olarak da kullanılmakta.

Azerbaycan Müzesi
Şehrin kadim zamanlardan kalan tarihine dair, çoğunlukla Safeviler öncesi olmakla birlikte birçok hatıra burada sergileniyor. Benim her zaman daha meraklı olduğum siyasi tarihten fazla birşey yok, ama arkeoloji sevenleri tatmin edecektir. Birkaç antik mezar ve binlerce yıl öncesinden kalma eşyalar, eski bozuk paralar, sikkeler ve halılar sergileniyor. Dışarıdaki tarihi heykellerinin üzerine oturan çocukları görmek şüphesiz ilginç bir deneyimdi.

Tebriz’in önemli müzelerinin başında geliyor burası şüphesiz ve görün derim. Buraya Dünya Müze Günü olması nedeniyle ücretsiz girdim.

Buranın bitişiğindeki Khaqani (Hakani) parkında soluklanabilirsiniz çıkınca, ünlü şairin bir heykelinin de olduğu park, şehrin bir diğer önemli ziyaret yeri olan Mescid-i Kebud’a (Gök Mescid) bitişik. Yani bu İmam Humeyni Caddesi’nin bu bölgesini es geçmeyin diyorum özetle.

Taş Halı Meydanı
Aslında adı üzerinde, Tebriz’in büyük meydanlarından birinin taşları, kocaman bir halı oluşturacak şekilde döşenmiş. İmam Humeyni Caddesi’nin devamında yer alan meydanı görün, görün ve geçin.

Taş Halı Meydanı

“Traktör” Fenomeni
Tebriz denince akla gelenlerin başında bence ‘Traktör’ vardır. İran’ın kaydadeğer sanayi şehirlerinden biri olan Tebriz’in traktör fabrikasından adını alan Traktör Sazi futbol takımı, sadece İran’ın değil, tüm dünyanın en fanatik taraftar kitlelerinden birine sahip. Aşırı Türk milliyetçisi olan şehrin taraftar kitlesi de bu kimliklerini fazlasıyla tribüne ve tezahüratlarına yansıtıyor. Ana dilde eğitim isteyen sloganlar, “Güney Azerbaycan İran değildir” gibi pankartlar, “Tebriz, Bakü, Ankara” şeklinde başlayan tezahüratlarla, maç başına ortalama 45-50 bin seyircisiyle İran ‘Pro Gulf League’in en zorlu deplasmanlarından birini yaratmış durumdalar. Bunu anlamak için Traktör’ün birkaç tribün videosunu seyretmek yeter.

Bunları anlatmamın nedeni, sadece Tebriz’e değil, genel olarak İran’a gelirken en büyük hedeflerimden birinin Traktör Sazi maçı izlemek olmasıydı. Tabii bunlar uçak biletlerini aylar önce alırken aklımdan geçenlerdi. Gidişim yaklaşınca İran Ligi’nin fikstürüne baktım, ne yazık ki benim gidişimden 2-3 hafta önce lig bitiyordu. Yine de şehre gelince Traktör’e dair birşeyler görmek istedim.

Traktör’ün maçlarını oynadığı Yadegar-e Emam Stadı 80,000 kapasiteli, şehrin dışında, güneyinde bulunan Tebriz Olimpik Köyü’nün içinde. Otogara da nispeten yakın olduğundan merkeze gitmeden önce buraya bir uğramak istedim. Olimpik köy bünyesinde bulunduğu için komplekste üzeri açık bir veledrom bulunması normal belki, ama İran’da bir veledrom görmek beni biraz şaşırttı açıkçası. Veledromu geçtikten sonra son derece çukurda kalmış bir alanda stadyum karşınıza çıkıyor. Zaten stadın adı taraftar arasında Kurt Deresi ya da Kurtlar Deresi olarak ifade ediliyor, ‘İmamın Yadigarı’ adı devrim sonrasına ait. Sabahın 8’inde, maç vs. yokken gelen çantalı tuhaf bir adamı görevliler doğal olarak şüpheyle karşıladı, ancak sadece sahayı görüp gideceğimi anlatınca önce stada, sonra da saha içine kadar inebildim. Görevliler çimlere bakım yaparken ben de sahanın etrafında bir tur attım. Maç olmadan biraz yavan bir deneyim olsa da spor alanı görme meraklılarına tavsiye ederim, özellikle şehre otobüsle sabahın köründe geldiyseniz müzeler açılana kadar vakit geçirmek için bir seçenek olabilir.

Yadigar-ı İmam Stadı’nda Traktör maçlarında inanılmaz bir atmosfer oluyormuş.

Traktör’le ilgili dipnot: Hazır Tebriz’e gelmişken bir de Traktör forması almak istedim hatıra olarak. Kulübün resmi dükkanında yeni biten sezonun orijinal forması 200 binden 100 bin tümene düşmüş, ama ben şehir merkezindeki spor ürünleri satan bir pasajda (Ankara’daki Ülkealan’a benziyor) 20 bine çakma forma bulup onu aldım. Çok orijinal heveslisi değilsiniz bu yöntemi tavsiye ederim. Tebriz’de bizim Türkçe’yi herkes anlıyor demiştim, siz yine de ‘Trahtür köyneği’ derseniz sizi daha iyi anlayabilirler.

Meşrutiyet Evi (Khaneh Mashrooteh)
İran’ın tarihsel olay kronolojisinde Türkiye gibi bir meşrutiyet dönemi yaşanmış ve önemli bir gelişme olarak hala anılıyor. Tebriz de Kacar şahına ayaklanıp meşrutiyet rejiminin egemen olduğu kısa dönemin önemli merkezlerinden biriymiş. Bu olayların, o dönemde yaşananların ve önemli şahsiyetlerin tanıtıldığı Meşrutiyet Evi ya da Constitution House’u ziyaret edebilirsiniz. Her ne kadar uzun uzun anlatılan kişiler çok fazla şey ifade etmese de olaylarla ve dönemin şartlarıyla ilgili biraz bilgi sahibi olmak isterseniz bu 2 katlı evi ziyaret edin. İran’ın Osmanlı’nın 2. Meşrutiyet dönemiyle aynı zamanlara tesadüf eden meşrutiyet deneyimiyle ilgili ayrıntılı bilgiler edinebilirsiniz. Giriş 15,000 tümen.

Meşrutiyet Evi’nin bahçesi

Buraya geldiğinizde daha önce duymadıysanız Howard Baskerville ile de tanışacaksınız. Baskerville, zamanında aktif olarak eğitim öğretim yapan Tebriz Amerikan Okulu’nda bir öğretmenmiş, meşrutiyet devrimi sırasında en ön saflarda devrimi savunmuş ve 1909’da henüz 24 yaşındayken öldürülmüş. Mezarı Tebriz’de bulunuyor, kendisi günümüzde İran rejimi tarafından kahraman seviyesinde görülen çok az sayıda Amerikalı’dan biri. Mezarı Isfahan’da bulunan sanat tarihçisi Arthur Pope gibi. Aklınızda bulunsun, müzede büstü ve kendisine ait eşyalar da bulunuyor.

Ölçü Aletleri Müzesi
Şehrin küçük müzelerinden bir tanesi ‘Measure Museum’. Burası adından da anlaşılacağı üzere eski ölçü birimleri ve aletlerine adanmış bir müze. Standart şekilde iç avlusu harika bir bahçeye ev sahipliği yapan, İran’da çok görülen türde bir müze. Açıkçası çok dikkat çekici bir ayrıntı bulamadım ben burada. Tabii Türkiye’de büyümüş ve birçok ortak ölçü birimini ve aletlerini kullanmış olduğumuzdan böyle hissettirmesi normal bence. Biz dünya müze gününde gittiğimiz için giriş ücreti ödemedik, ama siz gittiğinizde 10,000 tümenden fazla bir para ödeyeceğinizi sanmam.

İl Gölü (Şah Gölü)
Şehir halkının vakit geçirmek, sosyalleşmek, yaz aylarında serinlemek için birincil tercih noktası İl Gölü ve çevresi. Bu büyük gölün adı eskiden Şah Gölü’ymüş, ama devrimden sonra adında ‘şah’ geçen her şeyin adı değiştirildiğinden İl Gölü olmuş. Halbuki buradaki ‘şah’, ülkenin yöneticisine değil, gölün büyüklüğüne yönelik bir ifadeymiş. Ama Humeyni ve ekibi bunu göz önünde bulundurmamışlar anlaşılan. Halk hala çoğunlukla Şah Gölü diyor, tıpkı stada Kurtlar Deresi demeye devam ettikleri gibi.

Burada gölün yanında birçok seyyar satıcı, küçük dükkanlar ve son derece hareketli, canlı bir halk kitlesi bulunuyor. Genci yaşlısı, özellikle sıcak günlerin akşamlarında buraya hücum ediyor gibi. Eğer uygun ulaşım imkanlarınız olursa İl Gölü’nü de göreceğiniz yerler arasına ekleyebilirsiniz.

Bonus: Kandovan
Tebriz’in merkezinde gezecek yerlerinizi bitirdikten sonra yakın çevrede başka bir yer görmeye niyetlenirseniz ilk tercihiniz Kandovan olsun (halk Kenduvan şeklinde telaffuz ediyor).

Kandovan, Tebriz’in 30 kilometre kadar güneyinde bir köy. Küçük bir yer olmasına rağmen buradaki peri bacaları, arabayla 30-40 dakika mesafedeki yeri görülesi kılıyor. Türkiye’deki Kapadokya’ya kesinlikle benziyor ancak çok daha küçük ölçeklisi ve balon vs. gibi atraksiyonları yok. Kurumaya yüz tutmuş bir nehrin kenarındaki köyde peri bacalarının içine kurulmuş evler ve dükkanlar var, dükkânlarda bal benzeri yöresel ürünler satılıyor. Küçük bir yer olduğundan gezmesi fazla uzun sürmüyor. Ancak toplu taşımayla gitme imkanı yok, taksiyle veya özel arabayla gitmek gerekiyor. Tebriz’de başka görecek bir yeriniz kalmadıysa Kandovan’a gelmeyi mutlaka düşünün. Hatta sırf burayı görmek için Tebriz’e gelmeyi düşünenlere de itirazım olmaz herhalde.

Kandovan’ın girişinde bile nasıl güzel bir yer olduğu hemen anlaşılıyor.

Tebriz aslında biraz daha merkezi bir konumda bulunsa çok daha önemli bir turistik ziyaret merkezi haline gelebilirmiş. Ama İran gezisine Tahran’dan başlayan ve öncelikle Isfahan, Şiraz taraflarına gitmek isteyenler için çok ters bir konumda kalıyor maalesef. Ama İran’a gelip sadece Farsi şehirler görmek yerine farklı kültürlerin egemen olduğu yerleri de görmek istiyorsanız Tebriz’e gelip 1 veya 2 gün geçirebilirsiniz, ben 2 günün yeterli olacağını düşünüyorum kendi adıma.

İletişim

Bu yazıyla ve diğer yazılarımla ilgili veya genel olarak gezmekle ilgili her türlü sorunuzu, ilgili yazıların altına yorum yaparak bana iletebilirsiniz.

Ayrıca Instagram adresimi takip ediniz: https://www.instagram.com/geckalmisyolcu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir