Türkiye

Tatil cenneti Bodrum’da görülebilecek müzeler

Tatil beldelerine merakı olan biri olmadım hiç, belki de bu nedenle ancak neredeyse 40 yaşıma geldiğim bir zamanda Bodrum’da ilk kez bir tam gün geçirebilmem mümkün oldu. Bir koşu vesilesiyle gittiğim Bodrum’daki tek serbest günümde hızlı bir şekilde merkezdeki 3 müze ve ören yerini gezme imkanı buldum.

Bu yazıda gördüğüm bu 3 yerden ve de Bodrum’a gidiş yollarından bahsetmek isterim, pek orijinal şeyler olmasalar da Bodrum yolculuğumun hatırası olarak bir köşede tutmak istiyorum. Yazıdaki bilgiler Şubat 2026 itibariyle geçerlidir.

Bodrum’a nasıl gidilir?

Bodrum’a otobüsle nasıl gidilir?

Bodrum’a Türkiye’nin birçok şehrinde yıl boyunca direkt giden otobüs bulabilmek mümkün. Yolculuk süresi geleceğiniz şehre ve firmanın kaç yerde mola verdiğine göre değişiyor. Son olarak Ankara’da Bodrum’a gelişim yaklaşık 11 saat sürdü. İstanbul’un Avrupa yakasından gelecek olsam da süre yaklaşık bu kadar olurdu.

Bodrum’un otogarı eskiden şehrin göbeğinde, çarşının içindeydi. Ancak hızlı şekilde büyümüş, çok kişinin akın ettiği her şehir gibi Bodrum’a da yeni ve büyük, modern bir otogar açılması icap etmiş ve 2021’de yol üstünde, Torba’da yeni bir otogar açılmış. Bütün Bodrum otobüsleri artık Bodrum Torba Otogarına geliyor. Buradan da 15-20 dakikalık bir otobüs yolculuğuyla şehir merkezine ulaşılıyor. Muğla Belediyesi’nin ulaşım şirketi olan Muttaş’ın otobüsleri, otogarın alt katından yaklaşık yarım saatte bir kalkıyor. Otobüse binmek için Muttaş kartınız yoksa kredi kartıyla ödeme yapabiliyorsunuz. Tek yön yolculuğun ücreti 19 TL, kredi kartından 1 TL kadar bir kesinti yapılıyor ek olarak. Bu otobüsler yine merkezdeki eski otogara geliyor, artık dolmuş durağı olarak kullanılan yere yani.

Bodrum’a uçakla nasıl gidilir?

Milas Bodrum Havaalanı otobüsü, Bodrum, Muğla
Havaalanı Bodrum arasında çalışan Muttaş otobüsü

Uçakla geliyorsanız da şehir merkezinde yaklaşık 35 kilometre mesafedeki Milas Bodrum Havaalanı’na ineceksiniz haliyle. Buraya yıl boyunca İstanbul ve Ankara’dan, yaz sezonunda ise Anadolu’nun başka şehirlerinden ve Avrupa’nın birçok ülkesinden seferler düzenleniyor. Ankara’dan 1 saat 10 dakika gibi bir sürede Bodrum Havaalanına gidilebiliyor. Havaalanından Bodrum merkeze gelmek için yine Muttaş veya Havaş otobüslerini kullanabilirsiniz. Bu firmalar sırayla çalışıyorlar ve uçakların geliş gidiş saatlerine göre hareket ediyorlar. Tek yön ulaşım ücreti iki otobüste de 170 TL ve kredi kartı veya nakit ödeme kabul ediliyor Havaş’ta. Yolculuk süresi trafiksiz bir günde 40-45 dakika civarında sürüyor.

Bodrum’a gemiyle nasıl gidilir?

Eğer bir şekilde Datça’da bulunuyorsanız buradan gemiye binerek Bodrum’a ulaşabilirsiniz. Datça’nın kuzeyinden kalkan gemiler 1.5-2 saatte Bodrum’a varmanızı sağlıyor. Aslında gemiyle çok daha kısa sürede gelinebilecek bir yer daha var Bodrum’a, orası da Yunanistan’ın Kos, yani İstanköy adası. Zamanında ben de bir Avrupa gezisinde Kos’a gittiğimde dönüşte gemiye binmiş, sadece 45 dakika gibi bir sürede Bodrum’a ulaşmıştım. Ancak hızlı katamaranlarla sadece 25 dakika gibi bir sürede bu yolculuk yapılabiliyor. Yeşil pasaportunuz veya Schengen vizeniz varsa günübirlik seferler için Kos’a gidip gelmeyi gayet mümkün kılıyor bu yakınlık.

Bodrum Kos gemi firmaları, Bodrum, Muğla
Kos’a gidip gelen gemi firmalarını Bodrum limanının ucunda bulabilirsiniz

Bodrum’da görülebilecek müzeler

Başta da belirtmiş olduğum gibi, Bodrum esasen bir tatil beldesi olsa da uzun yüzyıllara yayılan tarihi nedeniyle farklı kültürlerin geçip gittiği, stratejik konumuyla devletlerin gözünü diktiği bir yer olmuş. Bu gelenler ve gidenlerin bıraktıkları, farklı tarihlerden eserler şehrin farklı yerlerine yayılmış. Ben de bir şekilde bir tane antik çağdan, bir tane Orta Çağ’dan, bir tane de yakın dönemden müzeye gitme şansı yakaladım, bilinçli bir şekilde olmasa da iyi bir ayrım olmuş. Siz de böyle bir planla ilerleyebilirsiniz bir gün içinde.

Bodrum Kalesi / Su Altı Arkeoloji Müzesi

Bodrum şehir merkezinin en ikonik yapısı şüphesiz ki Bodrum Kalesi’dir. Her fotoğrafta kendine yer bulan, son derece güzel heybetli bir kale kendisi. Bir zamanlar savunma amaçlarıyla yapılan bu kale, günümüzde Bodrum yakınlarında yapılan batık araştırmalarında ele geçirilenlerin sergilendiği bir müze haline gelmiş ve iki farklı niteliğe bürünmüş.

Bodrum Kalesi, Bodrum, Muğla
Bodrum Kalesi, şehrin deniz kıyısındaki her yerinden kolayca görülebiliyor

Bodrum Kalesi’nin tarihi 15. yüzyılın başlarına kadar uzanıyor. Bizim Rodos Şövalyeleri veya Malta Şövalyeleri olarak bildiğimiz, orijinal adı Hospitalier Şövalyeleri olan dini ve askeri oluşum tarafından bu kale inşa edilmeye başlandı ve yıllar içinde birçok eklemeler yapılması suretiyle kale yapısı genişledi. Benim gibi Rodos ve Malta‘yı ziyaret edebilme imkanı bulanlar bu şövalyeleri çok iyi tanıyacaklardır, bu noktada biraz tarihlerinden de bahsetmek isterim. İlk Haçlı Seferleriyle birlikte Kudüs’e gitmiş bu şövalyeler, oraya gelen Hıristiyan hacılar için bir hastane kurmuşlardı (isimleri de buradan geliyor zaten). Ancak Selahaddin Eyyubi’nin Kudüs’ü almasının ardından ortada kalan bu şövalyeler önce Kıbrıs’a, sonra Rodos’a çekildiler.

İşte bu dönemde şövalyeler sadece Rodos’ta değil, Ege ve Akdeniz’deki başka adalarda ve sahil kasabalarında hakimiyet kurabilmişlerdi, onlardan bir tanesi de Bodrum’du. Bu dönemde Bodrum’u Menteşeoğulları Beyliği’nden almış, burada 100 yıldan uzun süre varlık sürdürmüşlerdi. Ancak 1522’de Kanuni Sultan Süleyman’ın Rodos’u fethinin ardından Bodrum’dan da ayrılmak zorunda kaldılar ve Malta’ya gittiler. Bodrum Kalesi de Osmanlı hakimiyetine geçti. Sonrasını da biliyoruz zaten, 1798’de Napolyon’un Malta’yı işgaliyle artık siyasi ve askeri bir varlıkları kalmamış, sembolik bir topluluğa dönüşmekten kurtulamamışlardı.

Bugünkü Bodrum Kalesi, özellikle Rodos surlarına çok benziyor. Orada da farklı ülkelere mensup şövalyelerin kendilerine ait kuleler inşa etmiş, kendi bölgelerinden sorumlulardı. Bodrum Kalesi’nde de farklı kuleler var. Bodrum Kalesi’nin en güzel yanı, Osmanlı’nın buraya yerleştikten sonra kalenin içinde öyle büyük değişiklikler yapmamış olması bence. Orijinalinde neye benzediğine dair güzel bir fikrimiz olabiliyor böylelikle. Birkaç tane tuğralı kitabe haricinde çok da fazla değişiklik yapılmamış. Şövalyelerin ait oldukları grupların armalarını böylelikle kalenin her yerinde görebiliyoruz. Bir de tabii ki kalenin şapeline bir minare ekleyerek camiye çevirmişler ki bu da bildiğiniz üzere standart bir harekettir. Süleymaniye adı verilmiş olan bu caminin tabanında daha sonra yapılan kazılarda mezarlar bulunmuş, cam bir platformun altında bunlar da görünebiliyor.

Kalenin kulelerinde farklı devirlere ait batıklardan çıkarılan eşyalar sergileniyor. Bu eşyalar sayesinde geminin batış tarihi, yolculuk amacına dair fikir elde edilebilmiş. Bence bütün batıklar etkileyici, ama en etkileyicisi Uluburun batığı, nitekim burada çok sayıda maden cevherinin yanında gündelik eşyalar, mühürler ve mücevherat bulunmuş. Ayrıca bir kulede Rodos Şövalyelerine dair bilgiler veriliyor, bir başkasında Leleg uygarlığından kalma Pedasa kentinden çıkarılan kalıntılar, bir diğerinde ise tarihi sikkelere dair bilgi verilen bir sergi bulunuyor. Dolayısıyla burası sadece bir kale veya denizcilik müzesinden daha fazlası, bütün bölgenin birçok arkeolojik buluntusunu (karadan veya denizden çıkarılmış olsun) bir araya getiren oldukça kapsamlı yere dönüşmüş.

Bodrum Kalesi’ne giriş Müze Kart sahiplerine ücretsiz. Ancak Serçe Limanı Cam Batığı salonuna girebilmek için ekstra 100 TL ödemek gerekiyor. Buraya girmenizi öneririm, nitekim içeride hem zengin bir amfora koleksiyonu, hem de buraya adını veren batıktan çıkarılan binlerce parça hurda camın sergilendiği gemi enkazını ve gemiden çıkarılan diğer cam eşyaları görebilmek mümkün. Oraya da girmenizi öneririm.

Serçe Limanı Cam Batığı, Bodrum, Muğla
Serçe Limanı batığının dibinde tonlarca cam varmış

Bir de kalenin içinde çok sayıda tavuskuşu dolaşıyor, özellikle cami civarında çok sayıda kuş geziniyor. Kale içinde üzeri işlemeli mezar taşı stelleri, sunak koleksiyonu ve daha başka antik kalıntılar da açık alanlarda sergileniyor. Son derece büyük ve geniş olan kale/müzede çok değerli bir zaman geçirebilirsiniz.

Halikarnas Mozolesi

Hepimizin bildiği gibi antik dünyanın 7 harikasından 2 tanesi şu an Türkiye’nin bulunduğu topraklardaydı. Bir tanesi Selçuk yakınlarında yer almış, artık sadece boş arazisi kalmış olan Artemis Tapınağı, diğeri ise Bodrum’da, yine sadece kazı alanı ve bir miktar sütun ve kabartması kalmış olan Halikarnas Mozolesi. Özellikle Londra‘da, British Museum’da sergilenen acayip görkemli heykellerini ve diğer eserlerini gördükten sonra bizde mozoleden geri kalanları görmeyi çok istiyordum, Bodrum ziyaretimde bunu da gerçekleştirmiş oldum.

Halikarnas Mozolesi kazı alanı, Bodrum, Muğla
Halikarnas Mozolesi bir zamanlar burada yükseliyormuş

Halikarnas Mozolesi olarak bildiğimiz yapı, MÖ 4. yüzyılda yaşamış, bugünkü Bodrum’un da içinde olduğu Karya bölgesinin yöneticisi (satrap) Mausolos’un anıt mezarı. MÖ 353’teki ölümünden önce inşaatının başladığı, ölümünden sonra eşi Artemisia tarafından devam ettirildiği ve MÖ 350 civarında bitirildiği tahmin ediliyor. En az 1500 yıl ayakta kalabildiği tahmin edilen, yine tahminlere göre 50-55 metre yüksekliğe ulaşmış olan anıtın daha sonra depremlerle yıkıldığı, sonra da yukarıda anlatıldığı gibi Rodos Şövalyelerinin taşlarını kale yapımında kullanmak için adeta yağmaladığı biliniyor. Ancak başına gelenlerden önce dünyanın en etkileyici anıt mezar yapılarından biri olduğunu, bugün anıt mezar kavramıyla eşdeğer olarak kullanılan mozole adının bile buradan geldiğini biliyoruz.

Bir zamanlar mozolenin bulunduğu alanda geriye kalan son büyük eserler ise, 19. yüzyılda bölgede kazı yapan İngilizler tarafından alınıp British Museum’a götürülmüş. Özellikle anıtın tepesinde bulunduğu düşünülen 3 metrelik kocaman Mausolos ve Artemisia heykelleriyle atlardan bir tanesi, buradan kazılıp götürülmüş. Hatta Bodrum Kalesi’nde kullanılmış olan müthiş kabartmaları da özel izinle kaleden söküp almışlar, tıpkı Atina Akropol’deki Parthenon kabartmalarını aldıkları gibi… Türkiye’de bugün bulunan eserler ise 1960’lı  ve 70’li yıllarda Danimarkalı arkeologlar ile birlikte kazılan mezar odası bölgesi ve diğer alanlardan çıkarılabilen birkaç heykelden ibaret.

Bugün ziyaret edebildiğimiz mozole alanında büyük bir çukur görüyoruz, çukurun içinde anıttan kalma birkaç tane sütun yer alıyor. Mezar odalarına inen basamaklar da görülebiliyor. Onun dışında sağa sola dağılmış irili ufaklı taşlar görebiliyoruz. Bir tane de mozoleye ait olmayan, yakın bir evden getirilmiş bir mozaik sergileniyor ki bunun da Mikonos yakınlarındaki Dilos adasındaki zengin evlerinde bulunan cinsten acayip detaylı bir mozaik olduğu anlatılıyor.

Bunun dışında sol taraftaki küçük baraka da müze olarak hizmet veriyor. Burada hem kazılardan çıkarılmış eserler, hem anıtın tarihi hem de kazı çalışmalarına dair bilgiler bulunuyor. Mozolenin ayaktayken neye benzediğine dair tahmini maketler de müzede yer alıyor. Ayrıca orijinalleri British Museum’da olan kabartmaların alçı kopyaları da burada sergileniyor.

Halikarnas Mozolesi maketi, Bodrum, Muğla
Halikarnas Mozolesi’nin en isabetli şekilde görüntüsü bu şekilde tahmin ediliyor

Halikarnas Mozolesi’ne giriş de Müze Kart sahipleri için ücretsiz. Özellikle Londra ve British Museum görmüşlerin buraya da uğramalarının çok iyi olacağını düşünüyorum.

Zeki Müren Sanat Müzesi

Benim gibi 90’larda çocuk olmuş insanların hayatında muhakkak yeri olmuş biridir bence Zeki Müren. Aslında bu yıllarda ortalarda pek görünmese de adı sürekli anılan, sesiyle ve konuşmasıyla çok büyük saygı gören, bizim gibi kendisinin hikayelerini duyanlar üzerinde bile yokluğuyla varlığını hissettiren biri olduğunu hatırlıyorum. Ve tabii ki hiç unutmadığım 24 Eylül 1996 gününü. O akşam, milyonların televizyon başında olduğu bir anda hayata gözlerini yummuştu, herhalde o gün televizyon izlemekte olan herkes o geceyi hatırlar. TRT’de ilk kaydını yaptığı mikrofonun hediye edilmesinden sonra duyduğu heyecanla fenalaşıp hayatını kaybetmişti.

Zeki Müren Sanat Müzesi, Bodrum, Muğla
Zeki Müren’in iki katlı denize nazır evi, bugün müze olarak ziyaretçileri ağırlıyor

Zeki Müren ölümünün ardından bütün servetini Mehmetçik Vakfı ve Türk Eğitim Derneği’ne bağışlarken, 1980’de yerleştiği ve ömrünün sonuna kadar kaldığı Bodrum’daki evi de 2000 yılında Zeki Müren Sanat Müzesi olarak ziyarete açılmıştı. 2 katlı bu ev müzedeki eşyalar, olabildiğince Zeki Müren’in sağlığında olduğu şekliyle tutulmuş. Giriş katta bir oturma odası, bir yatak odası ve mutfak yer alıyor. Özellikle oturma odası ve yatak odasındaki eşyaları, sizi 90’lara, belki biraz daha gerilere götürecek. O eski televizyonlar, vitrindeki eşyalar, her yere serpiştirilmiş nazar boncukları, Zeki Müren’in İstanbul’daki evinden getirilmiş yatağı ve tuvalet takımıyla ünlü sanatçının bütün özel alanına dahil olmuş hissediyorsunuz.

Üst katta ise Zeki Müren’in sahne kıyafetleri, kendisine gönderilen mektuplar, Halit Kıvanç gibi dostlarının müze için bir araya getirdiği Zeki Müren hatıraları sergileniyor. Ayrıca Müren’in kazandığı ödüller ve yaptığı bağışlar karşılığında aldığı plaketler de bu kattaki cam bölmelerde yer alıyor. Bence müzedeki en özel eşyalar ise, 2 kat boyunca duvarlarda asılı gördüğümüz, bizzat Zeki Müren’in yaptığı ve isimler verdiği tablolardı. Resim tekniği açısından birşey söylemem doğru olmaz, ancak biraz soyut diyebileceğim bu çalışmalar ve verdiği isimler, Müren’in son yıllarındaki genel hislerini bir derece yansıtıyor diyebilirim. Samimi bulduğumu söyleyebilirim bu resimleri.

Zeki Müren Sanat Müzesi, Bodrum, Muğla
Zeki Müren’in oturma odalarında divanlar ilk olarak göze çarpıyor

Zeki Müren elbette çok da tartışmalı bir figür, bu gerçek. Yalnızca cinsel kimliğinden bahsetmiyorum, siyasi tercihleri, sahne arkasındaki personasına dair anlatılanlarla üzerine çok yazılıp çizilmiştir. Ancak bir yandan da hep gizemli kalmış ve o gizem halesinin arkasındaki efsane statüsünü koruyabilmiş, modern Türkiye’nin şüphesiz en büyük sanatçılarından biri olmayı başarmıştır kendisi. Dolayısıyla Bodrum’a gelmişken bu müzeyi görmek benim için önemliydi, çocukluğumdaki o adeta travmatik geceye borçluydum bunu.

Zeki Müren Sanat Müzesi’ne giriş diğer yerler gibi Müzekart sahiplerine ücretsiz.

Bodrum’daki diğer müzeler ve tarihi alanlar

Bu ziyaretimde görmeyi istediğim ancak zamansızlıktan gidemediğim ilk yer, şehir merkezine yukarıdan bakan Bodrum Antik Tiyatrosu‘ydu. MÖ 4. yüzyılda yine Mausolos tarafından yaptırılan tiyatro gördüğüm kadarıyla klasik Yunan tiyatroları tarzını yansıtıyor. Zaten burada sık sık çeşitli etkinlikler düzenleniyor.

Bunun haricinde şehrin merkezinde Bodrum Belediyesi Kent Müzesi bulunuyor, şehrin etnografik unsurları burada sergileniyor.

Tabii ki Bodrum demişken, Neyzen Tevfik ve Halikarnas Balıkçısı’ndan bahsetmeden olmaz. Neyzen Tevfik Bodrum’da doğmuş ve burada neyle tanışmış, hayatının sonraki yıllarında ülkenin en önde gelen taşlama üstadı olmuştu. Halikarnas Balıkçısı yani Cevat Şakir ise son zamanlarda popüler olan dizisinden de hatırlanacağı gibi babasını vurma suçuyla hapis yatmış, çıktıktan sonra başka suçlarla Bodrum’a sürgün edilmiş, burayı çok sevdiği için serbest bırakıldıktan sonra uzun yıllar burada yaşamış, eserlerinde Halikarnas Balıkçısı mahlasını kullanmaya başlamıştı. Bodrum ve Ege’den esinlenerek yazdığı roman ve öyküleri, edebiyat dünyasında özgün bir yer edinmesini sağlamıştı. Gümbet bölgesinde bulunan bir tepeye defnedilen Cevat Şakir’in mezarının yakınında Halikarnas Balıkçısı Müzesi adıyla küçük bir müzesi de bulunmakta.

Son sözler

Tabii ki Bodrum son 15-20 yıl içinde o kadar popüler bir hale geldi ki, zenginlerin kafa dinleyip emekliliğini geçirmek için, İstanbullu beyaz yakalıların uzaktan bir iş bulup ‘güney’e yerleşmek için hayal ettiği yerler arasında başı çekiyor. Ancak bu popülaritenin negatif tarafları da çok elbette. Standart bir ilçeye göre tasarlanmış bir altyapısı, yaz aylarında aşırı yükselen nüfus nedeniyle yetersiz kalıyor merkezde zaman geçirmek işkenceye dönüyor adeta. Haberlerden duyduklarım böyle en azından. Üstüne üstlük bazı pahalı mekanlarıyla meşhur Bodrum, 1500 liralık lahmacunlardan sık sık bahsedilir. Bilemiyorum, belki kış mevsimi nedeniyledir, belki Bodrum’un merkezinde kaldığım içindir bilmiyorum ama buradaki fiyatlar bana çok pahalı görünmedi.

Bodrum’un eskiden nasıl bir yer olduğunu benim gibi merak edenler varsa 90’ların başı için Akrep Nalan’ın Halikarnas şarkısının klibini izlemelerini veya 1980’lerdeki hali için Türkan Şoray ile Kadir İnanır’ın oynadığı Bodrum Hakimi filmine göz atmalarını önerebilirim.

Bu yazının Bodrum’la ilgili en kapsamlı yazı olma iddiası yok, samimi bir şekilde kısa bir Bodrum gezisini belgelemenin ötesinde bir amacı da yok. Belki ileride Bodrum’a tekrar gitme imkanı bulabilirsem bu yazıyı da genişletebilirim. Şu halde 3 tane Bodrum müzesine dair bilgilerin yer aldığı bir yer, yine de merak eden birilerine faydalı olmasını diliyorum.

Özetle söylemek gerekirse, gezmeye meraklı bir beyaz yakalıyım. Üniversiteyi bitirene kadar hiç yurt dışına çıkmadıysam da, sonrasında elimdeki imkanları olabildiğince kullanmaya çalışarak 40'tan fazla ülkeye gittim. Ülkeleri sokaklarında yürüyerek, bütün müzelere ve tarihi yerlere gitmeye çalışarak, az konuşarak, az yiyip içerek, çok yürüyerek, erken kalkıp erken yatarak gezmeyi severim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir