Monastir deniz manzarası, Monastir, Tunus
Tunus

Tunus’un kıyı kenti Monastir’de gezilecek yerler

Tunus’un önemli liman kentlerinden biri olsa da en turistik, en görülesi kentleri arasında en tepelerde gösterilmeyen bir yer Monastir. Açıkçası ülkenin doğu sahil şeridinde bulunan Sousse veya Hammamet kadar ünlü bir yer değil. Ancak hiç şüphesiz Tunus tarihinde yeri olan, gezip görülesi bir yer olduğu da tartışmasız. En basitinden, modern Tunus devletinin kurucu önderi diyebileceğimiz Habib Bourguiba’nın doğup büyüdüğü, yaşamının son yıllarını geçirdiği ve nihayetinde öldüğü şehir Monastir. Günümüzde çok önemli bir turistik merkez halinde

Tunus gezimin bir durağı olan Monastir’de geçirdiğim yarım günde bazı önemli noktalarını ziyaret edebilme şansı buldum. Bu yazıda sizlerle burada gördüklerimi (ve bazı göremediğim yerleri) paylaşmak istiyorum. Bu yazının yazıldığı Mart 2026 itibariyle 1 Tunus Dinarı, yaklaşık 15-16 TL’ye eşitti.

Kısa Monastir tarihi

Öncelikle Batı ülkelerinde Monastir olarak bilinen bu şehrin Osmanlı-Türk kaynaklarında Münestir olarak geçtiğini belirtmem gerekir. Ancak bu kullanım pek yaygın değil artık, tıpkı bir zamanların Zengibar’ına artık hepimizin Zanzibar demeye başlaması gibi.

Monastir’de, en azından bu bölge yakınlarında yerleşim, binlerce yıl öncesine gidiyor. Fenike kökenli Kartacalılar, sonra Romalılar burada hakim olmuşlar. Ruspina adında bir kent kurulmuş buranın yakınlarında, Monastir’in bugünkü haliyle bir şehre benzemesi ise, Müslüman Arapların burayı fethetmesi ve 796’da Ribat’ın yapımına bağlanmasıyla olmuştur denebilir. Bu sayede Monastir, stratejik bir liman ve savunma kenti haline gelmeye başlamış. Ribat savunma amaçları için kullanıldığı gibi, kendini dine adamış kişilerin, hacıların tefekküre yattığı, huzurlu bir nokta haline de gelmiş zaman içinde. Ağlabiler, Fatımiler, Ziriler, Hafsiler devirleri uzun yüzyıllar sürmüş, ancak bir süre İspanyolların elinde kalan şehir, 1574’te Osmanlı’nın Tunus’u fethiyle Osmanlı kontrolüne girmiş. Tabii Osmanlı Tunus’u vassal devletler aracılığıyla yönettiği için Muradiler ve Hüseyniler gibi yerel yapılar Monastir’i yönetmiş.

19. yüzyıldan itibaren burası önemli bir liman kenti olarak büyüyüp zenginleşmeye devam etmiş. 1881’de Tunus’un bir Fransız mandası haline gelmesiyle burada da bağımsızlık hareketleri kuvvet kazanmış. 1956’daki bağımsızlıktan sonra da şehir gelişmeye devam etmiş, elbette bunda başkanın memleketi olmasının da bir payı vardır. 70’lerle birlikte havaalanının da açılması burası Tunus’un önemli turizm merkezlerinden birine dönüşmüş ve bu haliyle bugüne dek gelmiş.

Ribat dış bölümü, Monastir, Tunus
Monastir’in en ünlü yapısı olan Ribat’ın uzaktan bir manzarası, gökkuşağı da çıkmış

Monastir’e nasıl gidilir?

Monastir, başkent Tunus’un yaklaşık 170 kilometre kadar güneyinde, ülkenin doğu sahil şeridinin kuzey yarısında yer alıyor. Buraya gelebilmek için tren seçeneğini değerlendirebilirsiniz. Tunus resmi demiryolu şirketi SNCFT’nin sitesinden Tunus-Monastir sefer saatlerini inceleyebilirsiniz. Monastir’in bir de uluslararası havaalanı var, tahmin edileceği üzere Habib Bourguiba’nın adını taşıyan, ancak buraya Türkiye’den sefer bulunmuyor. Daha çok Fransa ve Almanya gibi ülkelerden yıl boyu seferler düzenleniyor.

Monastir’e gelmenizin en olası yolu ise kiraladığınız arabayla olacaktır. Nitekim Tunus’ta her ne kadar tren ağı fena olmasa da sefer sıklığı az ve saatlerinin güvenilir olmayabildiği söyleniyor. Otobüs saatlerini de bulmak, önceden plan yapabilmek zor. Ülkenin bazı güzellikleri çok uzak noktalarda bulunuyor. Dolayısıyla araba kiralamanız gayet makul bir seçenek (bu arada Tunus’ta araba kiralama ve otomobil kullanma konularına dair yazdığım yazıya da göz gezdirebilirsiniz).

Neyse, sonuç olarak Tunus’tan araba kiralayarak buraya gelecekseniz karayoluyla yaklaşık 2.5 saatte ulaşabileceğinizi söyleyebilirim. A1 otoyolunu kullanmanızı tavsiye edebilirim. Bu otoyoldan gelirken Tunus çıkışında 1.400, Sousse yakınlarındaki gişede ise 2.500 olmak üzere toplam 3.900 dt verdim. Çok makul bir ücret bence. Zaten Tunus’ta otoyol fiyatlarının genel olarak çok uygun olduğunu söyleyebilirim.

Monastir’de gezilecek yerler

Monastir çok büyük bir şehir değil, Tunus’un en büyük 10 şehrinden biri bile değil. Ama şehirde görülmeye değer birkaç yer var, onlardan bahsetmek isterim.

Ribat

Muhtemelen Monastir’in en önemli turistik değeri, bu tarihi kalesidir. Ribat sözcük olarak korunaklı yer, garnizon tarzı bir anlama sahip. Monastir şehrini ele geçiren Arap Müslümanlar da bunu bu şekilde düşünerek bu önemli limana bu tarz bir üs kurmak istemişler, yani Ribat’ı. Nitekim Ribat, önünde uzanan Akdeniz’e ve arkasında sakladığı şehre son derece hakim bir noktaya inşa edilmiş. Bazı kaynaklara göre 797 yılında, Abbasi valisi Harthima ibn Ayan döneminde yapılmış burası. Ancak yüzyıllar boyunca defalarca restorasyondan geçmiş, eklemeler yapılmış. Örneğin 10 ve 11. yüzyıllarda kadınlar için ek ribatlar yapılmış. Yine benzer dönemlerde kalenin yapılış amacından biraz daha farklı sakinleri olmuş, inzivaya çekilip kendini İslam dinine vermek isteyen münzeviler Ribat’ı doldurmuş. İlk yapıldığı zamana kıyasla çok daha fazla ribat, kule ve burcuyla Monastir’in kuşkusuz en bilinen yapısı olmayı sürdürüyor Ribat.

Kabaca 3 katlı diyebileceğimiz kale yapısı olsa da kale içinde farklı yüksekliklerde burçlar ve kuleler bulunuyor. Bu tip kalelerde az görünür bir şekilde bütün bölmelerin arasında bitişiktekine açılan geçitler var. İç kısımda restorasyondan geçtiği bariz olsa da kalenin bütünlüğünü bozmayan dolgu malzemeleri dikkati çekiyor. Kalenin iç avlusu oldukça geniş. Kalenin asıl yapısı 1000 yıldan uzun süredir çok değişmeden gelebilmiş diyebiliriz.

Ribat'ın içi, Monastir, Tunus
Ribat’ın içinde de çok sayıda geçit bulunuyor

Kalenin içinde küçük de bir müze bulunuyor. Müzede Kayrevan’daki camiden gelen bazı parçalar, çeşitli İslami eşyalar ve kalenin etrafındaki bölgelerden toplanmış, Ağlabi, Osmanlı gibi farklı İslami devirlere ait gündelik eşyalar sergileniyor. Seramikler, sikkeler, deri Kuran kılıfları, hatta pipolar var. Daracık merdivenli kuleye de mutlaka çıkın, çok güzel deniz manzaraları önünüze serilecek. Kalenin içindeki burçlarda da Monastir’in iç kısımlarını yukarıdan görebiliyorsunuz. Ribat’ın yanında bulunan Ulu Cami’ye (Grande Mosquée) de en azından dışarıdan alıcı gözle bir bakın, nitekim burası da 9. yüzyıldan, yani yaklaşık olarak benzer devirlerden kalma, son derece kıymetli bir tarihi eser olarak Ribat’la güzel bir ikili oluşturuyor.

Dışarıdan harika görüntüsü, içeriden ise sunduğu mükemmel deniz manzaralarıyla görülmeyi hak eden Ribat’a giriş ücreti 8 dinar.

Habib Bourguiba Mozolesi

Bahsettiğim gibi, Tunus’un kurucu büyüğü, adeta ulu önderi diyebileceğimiz Habib Bourguiba’nın ebedi istirahatgahı, memleketi Monastir’de bulunuyor. Bourguiba’nın sağlığında yapımı tamamlanan ve 2000’deki ölümünün ardından defnedildiği mozolesi, 2 minareli büyükçe bir camiyi andıran mozolenin içinde yer alıyor. Bu yapının önünde geniş bir tören yolu var, yolun iki tarafına ise tarihi Sidi Mezri Mezarlığı yayılmış vaziyette. Hazır gelmişken bu mezarlığa da kısa bir uğrayın, Tunus’ta standart bir mezarın neye benzediği konusunda fikir sahibi olursunuz. Mezarların bizdeki gibi mermer yerine fayansla kaplandığını gördüğünüze şaşırabilirsiniz benim gibi.

Mozoleye arka tarafındaki kapıdan giriş yapılıyor. Güvenlik kontrolünü geçtikten sonra kompleksin orta kısmında bulunan mezar odasına geliniyor. Başında duran bir rahle üzerindeki Kur’an, burada düzenli olarak dua okunduğunun işareti sanırım. Ben gittiğimde Kur’an okuyan yoktu, zaten etrafta tadilat çalışmaları devam ediyordu.

Habib Bourguiba Mozolesi, Monastir, Tunus
Habib Bourguiba mozolesi ve Bourguiba’nın lahdi, önünde de Kuran

Mozolenin tam karşısındaki odada ise Bourguiba’nın çalışma masası, gözlük, telefon gibi günlük eşyaları, yöresel ve modern kıyafetleri ile farklı zamanlarda çekilmiş çok sayıda fotoğrafı yer alıyor. Ayrıca buranın sağ ve solundaki odalarında anne babası, kardeşleri, ilk eşi ve diğer aile üyelerinin mezarları yer alıyor. Mozoleye giriş ücretsiz.

Medina

Her büyük Tunus kenti gibi buranın da bir Medina‘sı yani surlar içinde kurulmuş orijinal eski şehir merkezi bulunuyor. Müslüman kentlerinin old town‘ı da diyebiliriz yani. Monastir’de de bu bölgenin içinde eski püskü evler, dar sokakların etrafına kurulmuş dükkanlar, mahşeri bir kalabalık, çeşitli camiler bulunuyor. Özellikle 1968’de açılan ve -bildiniz- Habib Bourguiba’nın adını taşıyan modern camiden söz edebiliriz.

Medina girişi, Monastir, Tunus
Medina’nın giriş kapısının ardında farklı bir dünya var

Medina’nın girişinde bir başka müze daha var, Geleneksel Halk Sanatları ve Gelenekler Müzesi diye çevirebiliriz sanırım. Burada da çoğunlukla Berberi halkın geleneksel kıyafetleri ve eşyaları sergileniyormuş. Ancak ben gittiğimde müze kapalıydı, o yüzden kapısından dönmüş oldum. Ancak Medina’ya mutlaka uğrayın, sıradan Tunus halkının gündelik yaşamına dair önemli gözlemler yapabilirsiniz burada.

Habib Bourguiba Evi

Bourguiba’nın 1962’den 1987’de görevden alınana dek kullandığı Monastir’deki yazlık sarayı bugün müze olarak hizmet veriyor. Şehir merkezinin 5 kilometre kadar batısında, Skanes bölgesinde denize nazır bir konumda bulunan sarayda, Bourguiba’ya ait pek çok şey sergilendiği gibi, kendisinin politikalarına ve Tunus’taki etkisine dair de bilgiler edinmek mümkün. Bu saray döneminin oldukça modern ve ihtişamlı bir yapısıymış, mimarisi, salonları ve içindeki eşyalar da bu nedenle dikkate değer. Başkanın odaları, eşyaları, Mercedes marka arabası da müzede sergilenmekte.

Ben ne yazık ki buraya gitme imkanı bulamamış olsam da gitmeyi isterdim. Nitekim Bourguiba’nın Tunus için yıllar içinde defalarca değişmiş, farklılaşmış bir algısı olduğu ortada. Burayı görmenin, günümüzde Tunus resmi tarihinin bu önemli figüre nasıl baktığını anlamamıza yardımcı olacağını düşünüyorum. Nihayetinde bu adam bağımsızlık mücadelesine önderlik etmiş, tam 30 yıl cumhurbaşkanı olarak hizmet etmiş, ülkenin modernleşmesine, kadınların topluma katılımına büyük katkısı olmuş biri. Ama aynı zamanda ülkeyi demokratikleştirememiş, yaşlandıkça daha tartışmalı kararlar vermiş, en sonunda da son derece onur kırıcı bir şekilde görevinden el çektirilerek adeta evine yollanmış biri. Eminim toplum bu konuda karışık hisler içindedir, bu müzedeki anlatıma da yansımıştır.

Müze-eve giriş 10 dinar.

Bu yerler dışında Monastir’in liman kısmını da görmenizi öneririm, birçok teknenin çekili olduğu limandaki gemi sayısına bakarak buranın rağbet gören bir liman olduğunu söyleyebilirim, ayrıca Medina kısmında daha geleneksel yerler varken liman kıyısında bazılarını yabancıların işlettiği ve yine yabancıların takıldığı şık restoranların bulunduğunu da belirteyim.

Liman, Monastir, Tunus
Monastir Limanında yüzlerce gemi demirli şekilde bekliyor

Son sözler

Monastir’i gezilecek yerler açısından değerlendirdiğinizde burada 1 günden fazla geçmesinin zaman kaybı olacağını düşünebilirsiniz. Ancak yazının genelinde fazla vurgulayamasam da Monastir’in muhteşem bir sahil şeridine sahip olduğunu belirtmek isterim. Benim ziyaret ettiğim gün son derece şiddetli bir yağmur ve rüzgar olmasına rağmen Monastir’in güneşli bir yaz günü nasıl bir yer olabileceğini hayal ettirecek kadar güzel manzaralar gördüm. Her ne kadar Sousse veya Hammamet varken Tunus’ta deniz tatili için ilk tercihiniz olabilecek bir yer olmasa da hem tatil yapıp hem de Tunus’un ülke olarak geçmişine ve bu geçmişteki en önemli şahsiyete dair birşeyler öğrenme konusunda size heves verecek bir yer olarak Monastir’i hatırlayacağım.

Monastir’e geldiyseniz yakınlardaki muhteşem Roma amfitiyatrosuyla ünlü olan El Jem‘e de uğramanızı tavsiye ederim. Arabayla 1.5 saat içinde buraya kolayca ulaşabileceğinizi de belirtmek isterim.

I Love Monastir, Monastir, Tunus
Denize nazır fotoğraf çektirmelik Monastir tabelası

İletişim

Bu yazıyla ve diğer yazılarımla ilgili her türlü sorunuzu, yazıların altına yorum yaparak bana iletebilirsiniz.

Özetle söylemek gerekirse, gezmeye meraklı bir beyaz yakalıyım. Üniversiteyi bitirene kadar hiç yurt dışına çıkmadıysam da, sonrasında elimdeki imkanları olabildiğince kullanmaya çalışarak 40'tan fazla ülkeye gittim. Ülkeleri sokaklarında yürüyerek, bütün müzelere ve tarihi yerlere gitmeye çalışarak, az konuşarak, az yiyip içerek, çok yürüyerek, erken kalkıp erken yatarak gezmeyi severim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir