Mısır Piramitlerinde at arabaları
Gezi,  Mısır,  Ülkeler

Mısır Piramitleri gezisi – Kahire’de bir dünya harikası

Mısır dendiği zaman herkesin aklına ilk gelen yerin Kahire‘deki Mısır Piramitleri olduğuna en ufak bir şüphe yok. Zaten zamanında antik dünyanın 7 harikası listesinde yer alan ve günümüzde hala tüm haşmetiyle ayakta kalabilmiş tek yer burası. Dünyanın her yerinde yaşayan insanın bir şekilde bildiği, fikir sahibi olduğu, görüntüsüne bir yerlerden aşina olduğu, belki de dünyanın en ünlü turistik destinasyonları arasında zirveye oynayan piramitlerle ilgili olarak kaleme aldığım bu yazıda piramitlere gidişim ve orada yaşadıklarıma dair aklımda kalan her şeyi paylaşmaya çalışacağım. Piramitlerin yapılma süreci veya bizzat kendileri hakkındaki mistik hikayelere pek girmeyeceğim, onlarla ilgili çok sayıda belgesel var zaten.

Sadece çok kısaca piramitlerin yapılma amacından bahsedebilirim, tabii ki firavun mezarı olarak ortaya çıkmış piramitler. Mastaba denen, kesik piramit şeklindeki mezar komplekslerinin ileri versiyonları olarak da düşünülüyorlar. İçlerinde mumyalarının yerleştirildiği lahitler ve mezar odaları, bazen ölenleri ölüler diyarına götürdüğüne inanılan gemiler ve gemilerin içinde de öbür dünyada kullanmaya devam edecekleri yiyecek ve eşyalar, hatta ölüye hizmet etmeye devam etmeleri için maiyetindekilerin mezarları da yerleştirilirmiş. Gize’nin yaklaşık 25-30 kilometre güneyinde bulunan Sakkara’da bilinen ilk örnekleri bulunuyor. Özellikle Basamaklı Piramit olarak bilinen Djoser’in piramidi, oldukça ilginç bir yapı. Sakkara’nın 10 kilometre kadar güneyindeki Dahshur’daki Sneferu’nun piramitleri, Kızıl Piramit ve Eğik Piramit de oldukça enteresan yerler. Ancak bunların hiçbiri ne Gize’deki piramitler gibi müthiş simetrisini koruyabilmiş, ne de o yüksekliklere ulaşabilmiş. Yine de Kahire’ye gelmişken buraları da görmek isteyebilirsiniz, turlar düzenleniyor.

Gize piramitleri bölgesi

Piramitlere giriş ücreti

Mısır’ın her yerinde olduğu gibi piramitlerde de giriş ücretinin dolara endeksli olarak sürekli değiştiğini sanıyorum. Nitekim girişteki fiyat çizelgesinde -başka yerlerde de gördüğüm gibi- giriş ücretinin üzerine yeni bir etiket yapıştırıldığını gördüm. Söylememe gerek var mı bilmiyorum ama Mısır’daki her müzede olduğu gibi burada da turistlere ve Mısır vatandaşlarına farklı fiyatlar uygulanıyor. Turistlere yaklaşık 3-4 kat daha pahalı giriş ücretleri uygulanıyor.

Bir başka önemli konu, devasa piramitler kompleksinde görmek istediğiniz yerlere göre baz fiyat üzerine ekstra giriş biletleri satılarak toplam bir fiyata ulaşılıyor. Yani bir anlamda ödeyeceğiniz ücreti siz belirleyebiliyorsunuz. Sadece piramitler kompleksine giriş ücreti 240 Mısır pounduydu. Sadece bu bileti alırsanız kompleks içindeki bütün piramitleri ve Sfenks’i dışarıdan görüp sadece açık alanda gezip dışarıdan fotoğrafları çekebiliyorsunuz. Ancak ben Büyük Piramit’in (Keops veya Khufu) mezar odasına giriş için 440 EGP, ikinci piramit Kefren (Khafre) mezar odası için de fazladan 100 EGP ödedim. Toplamda 780 EGP‘ye (yaklaşık 620 TL) istediğim biletleri alabildim.

Mısır Piramitleri giriş ücretleri 2022
Piramitlerin giriş ücretleri sürekli değişiyor olmalı

Bilet gişesinde size ana giriş için bir bilet veriliyor, yukarıda bahsettiğim ekstra yerleri görmek isterseniz hepsi için ayrı bilet veriliyor. Bu biletleri sakın kaybetmeyin, ilgili yere girmeden önce hepsi kontrol ediliyor nitekim. Bana kalırsa gelmişken paraya kıyıp hem Keops, hem de Kefren’in içine girmeyi ihmal etmeyin derim, o ayrı. İçeride çok birşey olmasa da bu deneyimi yaşamak isteyeceğinize eminim.

Biletlerinizi aldıktan sonra ana giriş kapısındaki kontrolden geçip komplekse giriyorsunuz. Ardından hemen önünüze dikilen görkemli Büyük Piramidi bulacaksınız. Piramide yaklaşırken turist rehberleri sizi yakalamaya çalışabilir, zaten yeterli bilginiz varsa bu arkadaşları reddedebilirsiniz.

Büyük Piramit (Keops veya Khufu Piramidi)

Piramitler kompleksinin en bilinen yapısı, hiç şüphesiz ilk yapılan piramit olan Büyük Piramit. Bizim Türkçe’de Keops olarak andığımız, yabancı kaynaklarda ve piramitler bölgesinde Khufu olarak geçen firavunun yaptırdığı, bu bölgedeki ilk ve günümüze kadar kadar korunabilmiş en görkemli piramidin sahibi kendisi. İlginçtir, günümüze kadar gelebilmiş ve Dünyanın Yedi Harikası arasına girmiş piramidi yaptırmasına rağmen hayatına dair fazla bir belge bulunmuyor. Sadece bir tane baştan ayağa korunabilmiş heykeli bulunuyor kendisinin, o 8 cm’lik heykel de 1903’te bulunabilmiş.

M.Ö. 2500’lerde yaşadığı bilinen Khufu, piramit inşaatında binlerce insanı çalıştırmış. Babası olduğu düşünülen Sneferu’nun ve kendinden önceki diğer firavunların yaptırdığı diğer bütün piramitlerin ötesine geçmek için inanılmaz bir proje başlatmış. Farklı tahminler, farklı sayılar dolaşıyor olsa da bu işte onbinlerce işçinin çalıştığı, inşaatın 10 yıllarca sürdüğünü tahmin etmek için büyük araştırmalar yapmaya gerek olduğunu sanmıyorum. 4500 yıl önce yapılmış herhangi birşeyin bugün bile ayakta kalabilmesi de ancak böyle mega bir projeyle mümkün olabilirdi bana kalırsa.

Piramidin orijinal versiyonunda dış yüzeyinin tamamen pürüzsüz kireç taşıyla kaplı olduğunu biliyoruz. Ancak zaman içinde bunlar tabir-i caizse yağmalanmış, hem hırsızlar tarafından, hem de bu taşları başka inşaatlarda kullanmak isteyen dönemin hükümdarları tarafından. Hatta Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın Kahire Kalesi’nde yaptırdığı camisinde bile piramitlerdeki bu taşların kullanıldığı biliniyor. Tabii ki aradan geçen yüzyılların etkisi de göz ardı edilemez. Bütün bu nedenlerle Büyük Piramit, orijinal görüntüsünden uzaklaşmış. Ayrıca piramidin en tepesindeki bölüm zaman içinde tıpkı dökülen saçlar gibi ortadan kaybolmuş, bu kellik dolayısıyla toplam yüksekliği 147 metreden 139 metreye düşmüş. Bir de kral odasına ulaşabilmek için Abbasi Halifesi Me’mûn döneminde bir tünel açılmış. Bu tünel, daha önceden de hırsızlar tarafından açılmış olabilir deniyor, o konuda kesin bir bilgi yok. Ancak gerçek şu ki, bu piramidin içi hırsızlar tarafından bayağı yağmalanmış ve de kral odasına çıkabilmek için biz turistler günümüzde hala bu tüneli kullanıyoruz.

Keops Piramidi, Gize
Keops Piramidi, hayatta görebileceğiniz en acayip şeyler listesinde başı çeker

Etrafı insan kaynayan Büyük Piramidin üzerine çıkılmasına izin verilmiyor. Ancak piramide giriş bileti aldıysanız, yerden 7 metre yükseklikte bulunan tünele gelebilmek için o devasa taş blokların 2-3 sıra üzerine çıkıp yürümeniz gerekiyor. İşte tam bu esnada anlıyorsunuz, tek bir bloğun bile ne kadar devasa boyutlarda olduğunu. Yüksekliği 1 metreyi geçen taşlar vardı, 2 taş insan boyunu rahatça geçiyordu. Ağırlıkları birkaç tonu buluyormuş. Zaten en büyük taşlar zeminde bulunuyor, yukarıdaki taşlar nispeten daha küçük ve hafif. Piramitlere hem yakından hem de uzaktan baktığınızda şaşkınlığa uğruyorsunuz zaten. Yakından bakınca özellikle tek bir taşın bile ne kadar kocaman olduğunu görünce, uzaktan ise hala belirli bir formu nasıl başarıyla koruyabildiğini fark edince. Yakından bakıldığında taşlarda aşınmalar, kırılmalar, eksikler vs. rahatça fark ediliyor olsa da uzaktan bakıldığında hiç öyle his oluşmuyor.

Neyse, yukarıda belirttiğim gibi mezar odasına girmek için ekstradan 440 EGP ödeyip biletinizi aldıysanız, kuyruğa girebilirsiniz. Bu kuyruk oldukça yavaş ilerliyor. Çünkü oldukça dik ve dar bir koridordan ilerleniyor, ayrıca mezar odası da oldukça küçük bir yer. Ben de sıram gelince kapıdaki görevliye biletimi gösterip girişi geçtikten sonra 15 dakika kadar hiç ilerleyemeden içeridekilerin çıkıp dışarıdakilere yer açmasını bekledim. Bu esnada yanımda kan ter içinde kalmış, oflaya puflaya dışarı çıkan başkalarını görmeye başladım. Hatta bir tanesi “Indiana Jones gibi hissettim” dedi çıkarken. Çok ilginç bir görüntüydü, bastonlu Batılı turist dayılar oflaya puflaya aşağı iniyorlardı ama onlara aşağılayacak değilim. Zaten biraz sonrasında anladığım üzere oraya çıkabilmek bile büyük bir başarıymış.

İlk başta eğilerek tırmanmanızı gerektiren yukarı doğru yaklaşık 45 derece eğimli dar bir koridordan geçiyorsunuz. Tüneller genellikle en fazla 2 kişinin geçebileceği kadar genişlikte. Sonra yine daha eğimli, ama biraz daha yüksek tavanlı başka koridorlar geçiliyor. Bu sırada içeri doğru ilerledikçe sıcaklık giderek yükseliyor, zaten ciddi bir efor gerekiyor bu esnada. Ancak dediğim gibi herkes yavaş da olsa bir şekilde yukarı çıkabiliyor. Bu sırada sağınızda solunuzda bazı geçitler görüyorsunuz, bunların ne işe yaradıklarıyla ilgili çalışmalar ve spekülasyonlar da bulunuyor. Ancak duvarlarda herhangi bir kabartma veya işleme bulunmuyor.

Tırmanışın bittiği noktada eğilerek, hatta sürünerek geçmeniz gereken son bir geçit var. Ardından mezar odasına gelmiş oluyorsunuz. Mezar odasında görünürde fazla birşey kalmamış, yalnızca Khufu’nun kenarları kırılmış lahdi bulunuyor. Burada da herhangi bir yazı veya işleme yok. Duvarlarda 1 tane delik haricinde birşey yok, sadece büyük bloklar var yine. İçerisi boğucu derecede sıcak, bir tane güvenlik görevlisi, insanları kalabalık yaratmasınlar diye oyalanmamaları yönünde uyarıyor. Zaten bakacak hiçbirşey yok içeride.

Khufu'nun lahdi, Gize Piramitleri
Keops’un lahdi

Buradan çıkınca aynı yoldan aşağı inebiliyorsunuz. Büyük Piramit’in içindeki zamanınız genellikle yarım saati geçmiyor. Zaten girişteki tabelada 10 dakikanın yeterli olduğu yazıyor. Yanlış diyemem ama kalabalık nedeniyle 10 dakikada daha tünellere bile girmeniz mümkün olamıyor. İçeride düşünecek pek fırsat olmasa da dışarı çıktığınızda bu mezarın etrafına o devasa taşların nasıl konduğu ve tüm yapının hala sapasağlam bir şekilde durabildiği, o duvarların arkasında bulunamamış daha nelerin olabileceği gibi konularda kafa yormamak mümkün değil. Bir not, Büyük Piramit girişi öğlen saat 12 ile 1 arasında kapalı.

Küçük bir not daha aktarayım. Khufu’ya ait kocaman bir güneş gemisi de piramitlerin hemen yakınınıda bulunmuş. Parçalar halinde bulunan geminin parçaları tek tek birleştirilerek gerçek görüntüsüne kavuşmuş ve Büyük Piramidin hemen bitişiğinde kurulan müzede 1982’de ziyarete açılmış. Ancak 2021’de tekne Büyük Mısır Müzesi’ne taşınmış ve müze de yerinden kaldırılmış. Ben gittiğimde sadece gemilerin yerleştirildiği çukurları görebildim.

Büyük Piramidin etrafında Khufu’nun annesi Hetepheres’in de aralarında bulunduğu başka kraliçelerin gömüldüğü düşünülen 3 küçük piramit daha var. Bunlar tamamlanmadan kalmışlar. Yine bu 3 piramide yakın mezar kompleksine de bir bakın derim. Yer seviyesinin altında kalan birkaç yapının içinde güzel kabartmalar ve heykeller var, ancak çok daha iyilerini Luxor‘da ve Ebu Simbel’de görürsünüz.

Kefren Piramidi (Khafre)

Büyük Piramit’in hemen bitişiğinde yapılan Kefren, Khufu’nun oğlu olan firavuna ait. Muhtemelen babasına yakın bir piramit yapmak istemiş kendisi ki bu yakınlıktan ve 10 metre daha yükseğe yapılmasından ötürü, 136 metre yükseklikte olmasına rağmen daha büyük görünüyor uzaktan. Biraz daha dik olması haricinde en ayırt edici özelliği, genel olarak daha iyi korunmuş olması, hatta tepesindeki düz orijinal kaplamanın bir kısmının hala orada duruyor olması. Her mevsim tepesinde kardan bir koni barındıran ikonik Ağrı Dağı manzarası gibiydi adeta. Taşları da daha sağlam kalmıştı. Kefren’in tepesine bakıldığında, dış kaplaması dökülmeden önce ne kadar harika bir görüntüsü olduğunu hayal edebilmek mümkün oluyor.

Kefren Piramidi, Gize

Kefren Piramidinin de mezar odasına girmek mümkün. Ancak Büyük Piramit kadar kalabalık olmadığı için daha kolay ve hızlı bir şekilde girip çıkabiliyorsunuz. 100 EGP karşılığında aldığınız biletle girebildiğiniz piramide girip çıkmanız 10 dakikayı bulmuyor. Önce Luxor’daki Krallar Vadisi’nde bulunan kral mezarlarını hatırlatır şekilde aşağı iniyor, sonra yukarı tırmanıyorsunuz. Mezar odasında Khafre’nin lahdi bulunuyor, içi boş tabii, millet içine girip fotoğraf çektiriyor. Bunun dışında duvarda Giovanni Belzoni yazısı çok dikkat çekiyor, malum bu piramidin mezar odasını İtalyan arkeolog keşfetmiş ve Mısır’da alışkın olduğumuz üzere bu tip yerleri keşfeden kişi adını bir şekilde yazmış veya kazımış.

Giovanni Belzoni yazısı, Kefren Piramidi
Tarihi eser vandalizmi, keşfedenleri kapsamıyor sanırım

Çok görkemli bir lahit veya mezar odası yok burada da. Duvarlarda tıpkı Büyük Piramit gibi havalandırma olduğu düşünülen, ancak amacı tam olarak belli olmayan delikler var. Duvarlarda herhangi bir antik Mısır kalıntısı işaret veya yazı görünmüyor.

Şunu belirtmek isterim: İki piramitte de mezar odaları çok görkemli yerler değil. Temelde içi boşaltılmış birer mermer lahitten fazlası yok. Ancak şunu bilmek ilginç bir his, dünyada bu iki yerden daha en eski bir kapalı alanda bulunma ihtimaliniz pek yok. Bu bile paraya kıyıp içeri girmeye değer bence.

Mikerinos Piramidi (Menkaure)

Gize Piramit kompleksinin üçüncü piramidi ise Mikerinos. Diğer iki piramidin yanında yükseklik olarak oldukça geride kalıyor, 61 metre yükseklikte. Kefren’in oğlu ve Keops’un torunu olan Mikerinos, aile geleneğini sürdürüp kendisine bir piramit yaptırmış. Mesafe olarak biraz daha uzakta, ancak o da diğer piramitler gibi tam 4 ana yöne bakacak şekilde yapılmış.

Küçük olmasına rağmen diğerlerinden farklı birkaç özelliği var bu piramidin. Bu piramit biraz gözlerden uzak olduğu için buraya tırmanmaya ses çıkarılmıyor gördüğüm kadarıyla. İnsanlar sosyal medyada paylaşmalık fotoğraflar çekiyordu birkaç basamak tırmanıp. Bir de alt kısımlarına yapılan granit kaplama oldukça sağlam bir şekilde duruyor, bu kısmın yarım kalmış olabileceği düşünülüyor. Onun dışında kuzey yüzünde büyük bir yarık var. Bunun nedeni, Eyyubi Sultanı Aziz Osman’ın 12. yüzyılda Piramitleri yıkma girişlerinde bulunması. Ancak sonrasında bu işin ne kadar zor ve maliyetli olduğu anlaşılınca vazgeçilmiş, geride bu uzun ince yarık kalmış. Bir diğer dikkat çekici özelliği ise, piramidin hemen güney ucunda 3 tane küçük piramidin bulunması. Kraliçe Piramitleri olarak da bilinen bu üç yapının, Mikerinos’un eşleri olan kraliçelere ait olduğu düşünülüyor.

Deve ve Mısır Piramitleri
Devenin arkasında 3 kraliçe piramidi ve Mikerinos var

Aslında bu piramidin içi, diğer 2 piramitten daha iyi korunmuş ve daha görkemli eserlere ev sahipliği yapıyormuş. Ancak ben gittiğimde burası restorasyon nedeniyle kapalıydı. Bir de tabii buranın eserlerinin dünyanın farklı yerlerine dağılma durumu var. Örneğin gayet iyi durumda bir Menkaure heykeli, Boston‘da, Güzel Sanatlar Müzesi’nde bulunuyor. Veya Menkaure’nin lahdi, deniz yoluyla British Museum’a doğru giderken geminin batması sonucu sulara gömülmüş ve tekrar bulunamamış.

Piramit seyir noktası

Piramitler denince akla gelen görüntü, 3 büyük piramitle birlikte diğer küçük piramitlerin hep birlikte göründüğü kare olmalı. Piramitlerin olanca ihtişamını topluca görebileceğiniz yer de, kompleks içinde yer alan seyir noktası. Mikerinos Piramidini ve yanındaki küçük kraliçe piramitlerini geride bıraktıktan sonra güneybatı istikametine doğru çölün içinden ilerleyin. Zaten önünüzde uzanan çölün yüksekte kalan bölgelerine kümelenmiş insanları ve develeri göreceksiniz (buraya yürürken ufukta tek sıra bir deve kervanını andıran silüetleri mutlaka yakalamaya çalışan, kendinizi Arabistanlı Lawrence filmindeymiş gibi hissetmeniz işten değil).

Mısır Piramitleri seyir noktası
Mısır Piramitlerinin hepsini içine alan manzara, güneybatıdaki seyir tepesinden görülebiliyor

Burada birkaç tepe var, mümkünse hepsine tırmanın. Ancak hepsinde biraz farklı açılardan olmakla birlikte 6 piramidin topluca görülebildiği kareleri yakalayabilirsiniz. Birçok turist develere binerek buralara ulaşsa da yürüyerek de buraya kolayca gelinebiliyor. Seyir noktasına çıktıktan sonra geldiğiniz yoldan geri dönebileceğiniz gibi piramitleri farklı açılardan görmek isterseniz kompleksin etrafından dolaşabilirsiniz. Bu esnada yüzlerce devenin otlayarak bekleştiği yeri görebilirsiniz.

Sfenks

Kefren’in aşağısında, doğu yönünde insanlık tarihinin en ikonik heykellerinden biri diyebileceğimiz Sfenks bulunuyor. Bildiğiniz gibi sfenksler insan kafası ve aslan vücuduna sahip mitolojik yaratıklar. Genellikle kutsal yerleri koruma misyonu yüklenen sfenksler, birçok antik kültürün parçası olmuş.

Piramit kompleksinin sfenksi de türünün en görkemli örneği diyebiliriz. 70 metrelik uzunluğu, 20 metreye varan yüksekliği ve tıpkı piramitler gibi 4500 yıllık tarihiyle eşsiz bir heykel. Ancak piramitlerin aksine büyük bir bölümü uzun yıllar kumun altında kalmış. Hatta eski yıllara ait gravürlerde sadece kafasının açıkta olduğu görülüyor. 19. yüzyıldan itibaren yapılan kazılarla bütün vücudu ortaya çıkarılmış. Zaman içinde çeşitli restorasyonlardan geçmiş. Hatta ben gittiğimde arka ayak ve kalça kısmında çalışmalar yapıldığını gösteren iskeleler bulunuyordu. Ancak Sfenks’in en bilinen özelliği, belki de en büyük kusuru olan kırık burnu. Restore edilmeyecek kadar Sfenks’le özdeşleşmiş bu kusuru. Sfenks’in Kefren tarafından yaptırıldığı düşünülüyor, nitekim Kefren Piramidiyle aynı doğrultuda be birbirlerine çok yakın konumlarda inşa edilmişler. Ayrıca kırık burnuna rağmen Sfenks’in yüzü Kefren’e benzetiliyor. Sfenks’in içine açılan bazı geçit ve tüneller bulunsa da, turistlerin ancak uzaktan seyredebiliyor bu muhteşem anıtı.

Sfenks ve Büyük Piramit
Sfenks ile Büyük Piramit aynı kadraja girebiliyor

Nasıl ki piramitlerin kenarları tam 4 ana yöne 90 derece açıyla bakıyorlarsa Sfenks de tam doğu-batı istikametine yerleştirilmiş, yüzü doğuya dönük. Burayı en yakından gören platforma geçebilmek için Kefren’in Vadi Tapınağı’na (Valley Temple of Khafre) giren kapıdan geçmeniz gerekiyor. Bu tapınağı geçtikten sonra Sfenks’i yüksekçe bir yerden görüp fotoğraflayabilirsiniz. Görüp görebileceğiniz en görkemli heykeller arasında kesinlikle ilk sıralara girer.

Piramitler kompleksinde başka neler var?

Piramitler kompleksinin en önemli yerlerini saydığımı düşünüyorum. Bunun dışında bölgede dolaşırken görmek isteyebileceğiniz birkaç yer daha var. Örneğin Büyük Piramidin bitişiğinde daha küçük boyutlarda ve simetrisini kaybetmiş küçük piramitler var. Her piramidin bir cenaze amaçlı kullanılmış tapınağı var (mortuary temple). Ayakta kalamasalar da en azından yerleri belli.

Bunlar haricinde turistler için vazgeçilmez olan develer de kompleksin her yerinde karşınıza çıkıyor. Bu hem çok klas, hem de gariban görünümlü hayvanlara binerek fotoğraflar çektirmek, oryantalist duyguları tatmin etmek turistler için bir ata sporu gibi olduğundan burada turist avlayan deve sahiplerinin işleri iyidir diye düşünüyorum. Zaten diğer her yerdeki turist kazıklama kafası burada da olduğu için deveyle bir tur atmanın fiyatı 100 ila 300 EGP arasında değişiyor bana gelen tekliflerden anladığım kadarıyla. Ayrıca at arabaları da oldukça fazla sayıda. Kum ve asfalt üzerinde koşturan hayvancağızların pislikleri, görevliler tarafından anında temizleniyor.

Naçizane gözlemim şudur ki turistler deve, Mısırlı vatandaşlar ise daha çok at arabasını tercih ediyor. Turistler deve oryantalizmi, yerel halk ise hızlı ve konforlu bir şekilde bir yere gidebilmek için bana kalırsa.

Piramit kompleksinde otlayan develer
Sofra başına hep birlikte çöken develer, umarsızca otlayıp geviş getirmekte

Piramitlerden ayrılırken ayakkabınızın kenarlarının kumdan sapsarı olduğunu görebilirsiniz. Bu hissi Azerbaycan’da Gobustan’a gittiğimde yaşamıştım sanırım, oranın da çamuru ayakkabımdan aylarca gitmemişti. Gerçekten bu deneyimi yaşadığınızın somut bir kanıtı olarak bu kumlar, bir müddet daha ayakkabınızda kalacaktır. Bu da benim için küçük ama anlamlı bir detaydı. Bir başka unutamadığım detay ise, uzaktan bakıldığında piramitlerin güneş altında ve hava bulutluyken renklerinin ne kadar farklılaştığı olacak. Fotoğraflarda ne kadar fark edilebiliyor bilmiyorum ama bu renk oyunları, benim aklımda yer edecek bir başka ayrıntı oldu.

Piramitlere nasıl gidilir?

Bu müthiş genel soruyu birkaç başlık altında inceleyeceğim müsaadenizle. Çünkü piramitleri görebilmek için önce piramitlerin bulunduğu Kahire’ye, dolayısıyla Mısır’a geliş aşamalarından, sonra da Kahire şehir merkezinden Nil Nehri’nin batısındaki Gize’de bulunan piramitlere gidişten bahsetmek istiyorum. Gize Piramitlerinin, Nil Nehri kıyısına yaklaşık 1o kilometre mesafede olduğunu belirteyim öncelikle. Yani Kahire’nin merkezine çok uzak değil, başka bir şehirde de diyemeyiz, ancak yürüyerek ve toplu taşımayla ulaşması kolay bir yer de değil aynı zamanda. Bir zamanlar Kahire’den ayrı bir şehir olarak kabul edilen, ancak artık Kahire’yle tamamen bütünleşmiş, Nil’in batısındaki Gize’de bulunuyor piramitler.

Mısır’a (Kahire’ye) nasıl gidilir?

Mısır’a 2023’ün başı itibariyle sadece Mısır vizesi alınarak gidilebiliyor. Her ne kadar Sina Yarımadasının güneyindeki turist cenneti Şarm El Şeyh ve çevresine özgü vizesiz giriş hakkınız olsa da 18-45 yaş arasındaki Türkiye vatandaşları her şekilde bu bölgenin dışına çıkıp Kahire ve geri kalan Mısır Arap Cumhuriyeti topraklarına girebilmek için vize almak durumunda. Ankara’dan Mısır vizesi alma sürecini anlattığım yazıya bir göz atmak isteyebilirsiniz öncelikle.

Mısır vizeniz olduğunu varsayarak konuşursam, Kahire’ye Türkiye’den THY ve Egypt Air gibi havayollarının seferleriyle ulaşabiliyorsunuz. Şarm El-Şeyh veya Mısır’ın bir başka şehrinden ise otobüs veya trenle gidebilmeniz mümkün. Daha ayrıntılı bilgi, Kahire’yle ilgili yazdığım detaylı yazıda mevcut.

Kahire merkezden piramitlere nasıl gidilir?

İşin biraz civcivli kısmı burası. Çünkü Kahire hayatınızda görebileceğiniz en kalabalık, en kaotik yer olabilir. Toplu taşıma da pek güçlü olmadığından bir turist olarak piramitlere gidişiniz çok kolay olmayacaktır. Elbette Mısır’a turla gelenler, otelinin kapısından özel otobüsle alınıp piramitlere bırakılıp sonra tekrar alınanlar bu zorlukları yaşamak zorunda kalmıyor. Bu kısmı benim gibi tursuz, tek başına Kahire’ye gelenler için yazıyorum. Küçük bir bilgilendirme daha yapayım: Piramitlerin birkaç tane girişi var. Ben Büyük Piramit tarafındaki ana kapıdan girdim. Sfenks tarafında da bir giriş olduğunu biliyorum.

Normal şartlarda piramitlere ulaşımın en kolay yolu taksiyle gitmek diyebilirim, çünkü piramitlere direkt olarak giden bir toplu taşıma aracı yok. Bu nedenle belki önceden konuşup anlaştığınız veya yoldan çevirip pazarlık yaparak makul bir fiyata indirebildiğiniz bir taksiyle piramitler bölgesinin kapısına dek gidebilmek mümkün olabilir. Her ne kadar Kahire trafiğinde yine ciddi bir zaman kaybedecek olsanız da en azından doğru yere gittiğinizden emin olursunuz. Ancak Mısır’ın her yerinde olduğu gibi burada da büyük kazık yemeniz çok olası. Örneğin benim kaldığım otelde çalışan bir eleman, beni 25 Amerikan doları (yaklaşık 625 Mısır poundu) karşılığında piramitlere götürebileceğini söylemişti. Ancak telefonuma kurduğum Uber uygulamasından öğrendiğim kadarıyla beni 100 Mısır poundu karşılığında buraya götürebilecek taksiler de mevcuttu. Yolda karşılaştığım bir taksiciye sorsam bana muhtemelen 200-300 pound’dan aşağı bir fiyat çekmezdi. Sonuçta ben bu iki yöntemi de tercih etmedim. Biraz daha çileli ama çok çok daha ucuz bir yöntemle piramitlerin kapısına gelebildim. Not: Benim gittiğim dönemde bir Amerikan doları 25 Mısır pounduna, 1 Mısır poundu ise yaklaşık 80 kuruşa eşitti.

Ben piramitlere nasıl gittim?

Ben şunu yaptım: Tahrir Meydanı yakınlarında bulunan otelimden çıkıp en yakın metro durağına gittim. Kahire metrosunun kırmızı renkle gösterilen 2 numaralı hattına en yakın durağına gidip (benim için bu durak Sadat durağıydı) El Mounib yönüne bilet aldım metro durağından. Mısır’da metro biletleri metro istasyonundaki gişelerde satılıyor. Gideceğiniz durağı söyleyince geçeceğiniz durak sayısına göre uygun bilet veriliyor. 10 durağa kadar tek yön bilet fiyatı 5 EGP.

Metroya bindikten sonra Giza durağında inmeniz gerekiyor, nitekim burası piramitlere doğru giden ana caddeye, yani El Haram Caddesi’ne en yakın durak. Metro yolculuğu çok uzun değil, 10-15 dakika kadar sürüyor Sadat-Giza arasında.

Metrodan çıkıp caddeye geldiğinizde piramitler yönüne giden pek çok otobüs ve dolmuş göreceksiniz. Bunlar arasında doğru olanı bulmak oldukça zor, çünkü hiçbir otobüste Latin alfabesiyle bir yazı yok. Üstelik yol kenarları inanılmaz kalabalık, herkes doğru aracı bulabilmek için sürekli tetikte, adeta yolun ortasına çıkmış vaziyette bekliyor. Dolmuşlara gelirsek onlarda yazı ve numara bile yok, yerel halk yaklaşan dolmuşlara elleriyle numara göstererek ve şoförden yine el işaretiyle yanıt alarak doğru dolmuşu bulmaya çalışıyor. Şoförler de sürekli “Haram, Haram” diye bağırıyorlar, bu caddenin ileri kısımlarına gittiklerini Bu nedenle yanınıza yanaşan beyaz dolmuşları durdurup piramitlere gideceğinizi söylerseniz sizi oldukça yakın bir yere kadar bırakma durumu olup olmadığını sorgulayabilirsiniz. Bu kısımlar sıkıntılı bir iletişim sürecini beraberinde getirebilir, ancak piramitleri anlatabilmek, başka herhangi bir yeri anlatmaktan çok daha kolay.

Ben de Giza durağında inip El Haram Caddesine çıktım. Ortamın aşırı kalabalık olduğunu görünce biraz ileri doğru yürüdüm. Sonunda nispeten tenha bir yere ulaşınca dolmuşları izlemeye başladım. Sonunda bir tanesini durdurup piramitlere gitmek istediğimi söyledim. Şoför beni tam anladı mı emin değilim ama bir şekilde yakın bir yerlere kadar götüreceğine ikna olunca bindim. Sağolsun dolmuşta biraz İngilizce bilen yolcular şoföre derdimi anlatma konusunda yardımcı oldular. Ben de en azından navigasyondan sürekli kontrol ederek doğru istikamette gittiğimizi görünce fazla ses etmeyip şoförün yanındaki koltuğa oturdum. 4 EGP gibi bir para ödedim dolmuş şoförüne. Trafiğin yoğunlaştığı yerlerde bir sigara yakan, belirli duraklarda yolcu bulabilmek için beklemeler yapan şoför, beni sonunda Google Maps’te Mariottia Corridor olarak geçen caddeyle Haram’ın kesiştiği yere kadar götürdü (buraya çok yakın bir El Haram Hastanesi var, burası da sizin için bir referans noktası olabilir). Bu noktadan piramitlere kalan mesafe yaklaşık 1.5 kilometreydi. Kalan yolu da 15-20 dakikada yürüyerek Piramitler kapısına ulaşabildim.

El Haram'dan Piramitler görüntüsü
Piramitlere gelmeden onları görmek mümkün, olanca Kahire trafiğinin içinde olsanız bile

Özetle metroya binip Giza durağında inerek, sonra El Haram Caddesi üzerinde yürüyüp uygun bir dolmuş bularak, sonrasında olabilecek en yakın yerde inip bir miktar yürümek suretiyle piramitlere varmak mümkün. 10-15 EGP arası oldukça cüzi bir ücrete bunu yapabilirsiniz, ancak dediğim gibi bu yol, Kahire’nin tüm kargaşasını hissedeceğiniz, oldukça çileli ve belirsizliklerle dolu bir yolculuk anlamına gelebilir sizin için. Ben bu riski almaya hazırdım ve karşılığını da gördüm diyebilirim, nitekim taksiye binseniz bile korkunç Kahire trafiğinde size aşırı fazla zaman kazandırmayacağından emin olabilirsiniz, hele ki çok erken bir saatte gitmiyorsanız.

Umuyorum bütün bu dertler yakın gelecekte çözülecek, nitekim bizzat gördüğüm üzere El Haram Caddesi üzerinde metro inşaatları devam ediyor. Yakın bir gelecekte piramitlere çok yakın bir metro durağı inşa edilmiş olabilir, metro bittiğinde piramitlere ulaşım çok kolaylaşacaktır. Ancak ne zaman biter bilinmez.

Son sözler

Piramitlerin dünyanın en görkemli eserleri arasında olduğuna hiç şüphe yok. İnsan eliyle yapılmasının olanaksızlığı, hepimizi başka başka teorilere inanmaya, uzaylıların dahil olmuş olabileceği düşünmeye itiyor. Dürüstçe söylemem gerekirse her ne kadar beni bir Ebu Simbel, Luksor’daki Karnak tapınakları veya bizzat Nil Nehri’nin kendisi kadar etkilediği söylemesem de görmeden geçilmeyecek bir yer olduğu kesin. Bu halleri bile bu denli akıl almaz ise, 4500 yıl önceki halini görsek kimbilir neler düşünürdük diye aklıma gelmiyor değil.

6 Yorum

    • Geç Kalmış Yolcu

      Merhaba Fatma Hanım,

      Yazıda da belirttiğim gibi ben kendim Uber kullanmadım ancak okuduklarımdan öğrendiğim kadarıyla hem şehir merkezinden, hem de Piramitlerden Uber çağırmak mümkünmüş. Normal taksi tutmak yerine çok daha fazla tercih ediliyor zaten.

  • Melike demirayak

    bilgilendirmeler için çok teşekkürler.
    acaba kahireden Ebu simbel bölgesine tur ayarlanabiliyor mu uçaklı da olsa?

    • Geç Kalmış Yolcu

      Merhabalar Melike Hanım,

      Kahire’den Ebu Simbel’e uçaklı günübirlik birçok tur bulunuyor. İnternetten “cairo abu simbel day trip” gibi aramalar yaparsanız pek çok seçenek karşınıza çıkacaktır.

      Size keyifli geziler dilerim.

  • Meryem Soydemir

    Çok ayrıntılı paylaşımınız ve güncel bilgilerden dolayı teşekkür ederim.merak ediyorum piramitlere gün içinde istediğimiz zaman girebiliyor muyuz? Bir de ortalama gezmek kaç saat sürüyor

    • Geç Kalmış Yolcu

      Merhabalar Meryem Hanım,

      Öncelikle yazımın işinize yaramış olmasından ötürü çok memnun olduğumu belirteyim. Sorularınıza gelirsek, piramitlerin açılış saatleri ben gittiğimde sabah 7 ile akşam 5 arasıydı. Ancak farklı kaynaklarda açılış saati olarak 8 yazıyordu. Mevsimsel olarak değişiklikler olabilir. Benim piramitler kompleksinde harcadığım toplam süre 3-3,5 saat arasındaydı, ancak herkesin gezi temposu farklı olabilir elbette.

      Size keyifli geziler dilerim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir