Kahire sokaklarında kalabalık bir an
Gezi,  Mısır,  Ülkeler

Mısır’da dikkat edilmesi gerekenler

Mısır gerçekten görmeye alıştığınız ülkelerden oldukça farklı bir yer. Her ne kadar Türkiye’yi bir Orta Doğu ülkesi gibi görmekte bir sakınca yoksa da Mısır’ın belli yerleri, özellikle de Kahire‘de çok farklı durumlarla karşılaşmanız yüksek ihtimal. Her ne kadar her gezi deneyimi kendine özgü deneyimler yaşatsa da Mısır’da karşılaşabileceğiniz durumlardan haberdar olmak sizi biraz daha hazırlıklı kılabilir.

Bilmenizde fayda olan durumları önce bir özetleyeyim:

Para bozdurma

Mısır’da Mısır Pound‘u veya Mısır Lirası olarak bilinen bir para birimi kullanılıyor. Kısaltması EGP veya LE. Türkiye’den gelmeden önce döviz bürolarında biraz soruşturdum, hiç Mısır Pound’u bulamadım. Sadece bürolardan biri bir süre önce elinde bulunduğunu, ancak hiç kimse rağbet etmediği için geri gönderdiğini anlatmıştı. Dolayısıyla Mısır’a gittikten sonra bir veya birkaç kere para bozdurmanız gerekecektir, nitekim Mısır’da birçok yerde ve özellikle pazarlık usulü satış yapan dükkanlarda nakit kullanmak durumunda kalacaksınız.

Normalde bu tip ekonomisi turizme fazlasıyla bağımlı ülkelerde turistik yerlerde bol miktarda döviz bürosu olur ve buralarda belirtilen kur üzerinden bir komisyon da kesilir. Ancak Mısır’da beklentimin aksine çok az döviz bürosuyla karşılaştım. Nitekim burada ilginç bir şekilde oldukça güzel bir para bozdurma sistemi kurulmuş, oldukça yaygın bankamatiklerde kolayca para bozdurmak mümkün. Ancak her bankamatik döviz bozma özelliğine sahip değil, bu konuda oldukça dikkatli olmanız lazım, nitekim birazdan anlatacağım hikayede olduğu üzere bankamatiğe para kaptırma durumuyla karşılaşmanızı hiç istemem.

Hikayeden önce biraz daha ayrıntı vereyim. Bir bankaya veya bankamatik kulübesine gittiğinizde çeşitli boyutlarda makineler göreceksiniz. Tıpkı Türkiye’deki bunlardan küçük olanlar kartla para çekme gibi sınırlı sayıda işlemi gerçekleştirebiliyor. Ancak en büyük olanlar para bozdurma işlemine izin verebiliyor. Bankamatikte kartsız işlem yapmak için ekrana dokunup dil olarak İngilizce’yi seçtiğinizde karşınıza “Exchange” seçeneği çıkıyorsa oradan para bozdurabilirsiniz demektir. Bu seçeneğin ardından 4-5 tane majör para biriminin (Amerikan doları, Euro, Suudi Arabistan Riyali gibi) o anki güncel kur oranlarını gösteren ekran çıkıyor. Orayı da geçince sizden elinizdeki dövizi bankamatiğin açılan haznesine yerleştirmeniz bekleniyor. Bunu yaptığınızda bankamatik parayı tanımlıyor ve verdiğiniz dövizin doğru miktarda olduğunu teyit ediyor. Ardından o dövizin Mısır poundu cinsinden karşılığını ve elinize geçecek parayı gösterip o parayı size veriyor. Çok çok küçük bir komisyon kesiliyor. Oldukça zahmetsiz bir işlem sonucunda, kimseyle muhatap olmadan para bozdurmak bence Mısır gibi bir yerde çok güzel bir imkan.

Banque Misr bankamatiği, Şarm El-Şeyh
Başarıyla para bozdurabildiğim bir Banque Misr bankamatiği

Ancak, yukarıda bahsettiğim para kaptırma mevzusu çok nadir de olsa başınıza gelebilir ki ben oldukça dikkatli ve sistemli olmama rağmen bir kez benim başıma geldi. Olayı özetlemem gerekirse, Aswan’da para bozdurmak için gittiğim Banque Misr bankamatiğinde Exchange seçeneği görmeme rağmen bankamatik, verdiğim 50 doları yuttu. Yani vermesi gereken Mısır pound’unu vermeden hiçbir şey olmamış gibi ana ekrana döndü, hiçbir hatalı işlem yapmamama rağmen. Banka önünde konuşlu bekleyen güvenlikçilerle, orada karşılaştığım halktan kişilerle, bankamatiğin karşısında “tourism police” yani turizm polisi unvanlı polislerle ve yolda gördüğüm diğer vatandaşlarla konuşmama karşın hiçbir sonuç alamadım. O sırada cuma öğleden sonrasıydı, yani Mısır’da haftasonu tatiliydi. Dolayısıyla bana herkes pazar sabahı banka açıldığında tekrar gelmemi tavsiye etti. Ancak ben pazar günü Türkiye’ye dönecektim, o sabah hala Aswan’da olmam halinde çok büyük ihtimalle Hurghada’daki uçağımı kaçıracaktım. Ya parayı bir hiç uğruna kaybedecek ya da uçağımı kaçıracaktım yani.

Bankanın telefonla destek hattından, hatta internetteki online destek sayfasından konuştuğum görevliden de farklı bir yanıt alamayınca, o sırada yoldan geçen bir vatandaşın tavsiyesiyle birkaç yüz metre ötedeki asıl Banque Misr şubesine gittim. Açıkçası tüm umudumu yitirmiştim o sırada. Ancak banka kapalı olmasına rağmen 0rada büyük bir tesadüf ve şans eseri bulduğum, oldukça iyi İngilizce konuşan beyefendiye durumu tüm ayrıntılarıyla anlattım, pazar sabahı orada olmamın imkansızlığından bahsettim, biletlerimi bile gösterdim. Sanırım o da söz konusu bankamatiğin sorunlu olduğundan haberdardı, bir de ben bu şekilde konuşunca sağolsun bana inanılmaz bir iyilikte bulundu. Hemen banka müdürünü telefonla arayıp konuştu. Müdür de sağolsun tatil günü olmasına rağmen akşamın ilerleyen saatlerinde gelebileceğini söylemiş ona. Ben de günün geri kalanında gergin bir şekilde onlardan haber bekledim. Sonunda müdürün geldiğine dair WhatsApp’tan aldığım mesajla parayı yutan bankamatiğin olduğu yere gidip müdürü buldum. Müdür pasaportumu aldı ve içeride bir odaya girdi. Sonra çıkıp tamamen Arapça bir form verdi doldurmam için. Adımı ve telefonumu yazıp imzaladığım, tam olarak ne anlattığına dair en ufak bir fikrim olmayan formu doldurduktan sonra bana kaptırdığım dolarları iade ettiler. Defalarca teşekkür ederek oradan ayrılırken, normal şartlarda o parayı kurtarma ihtimalimin %1’den bile az olduğundan emindim. Ancak büyük ısrarım, takipçiliğim ve tabii ki çok şanslı olmam sonucunda o parayı kurtarabildiğimi düşünüyorum. Yine de bana müthiş bir iyilikte bulunmuş olan banka görevlisi Ayman Bey’e ve müdür Mahmud Nasır’a şükran borcumu, burayı hiç okumayacak olsalar bile belirtmek isterim.

Özetle, bu tarz bir olayla karşılaşmak istemiyorsanız aşağıdaki noktalara dikkat etmenizi tavsiye ederim:

  • Mümkünse bankadan ayrı bankamatiklerden değil, bizzat banka şubelerindeki bankamatiklerden para çekmeye çalışın. Tenha değil kalabalık yerlerdeki şubeleri tercih edin.
  • Mümkünse cuma ve cumartesi gibi tatil günlerinde değil, geri kalan hafta içi günlerde ve mesai saatleri içinde para çekin. Bir sorun yaşarsanız kolayca muhatap bulabilirsiniz böylece.
  • Mümkünse daha önce kullandığınız ve başarıyla para bozdurabildiğiniz makinelerin benzerlerini arayın, sorun yaşamadığınız bankaların şubeleri dışındaki bankalarda macera aramayın. Ben neredeyse her seferinde bordo renkli bir tabelaları olan Banque Misr‘a gittim ve yukarıda anlattığım istisnai olay haricinde bir sorun yaşamadım.
  • Yukarıda anlattığım para kaptırma olayındaki sabık bankamatik, parayı büyük bir hazneye koymam suretiyle kabul etmişti. Halbuki benim başarıyla para bozdurduğum bankamatikler parayı tabir-i caizse “ısırarak” çeken türden makinelerdi. Dolayısıyla bu sizin için bir kriter olabilir bankamatik seçerken. Tuhaf bir anlatım olduğunun farkındayım, ancak başka bir ekstra ayırt edici özellik hatırlamıyorum.

Benim gittiğim dönemde (Aralık 2022) 1 Amerikan doları yaklaşık 24.5 Mısır pound’una, aynı zamanda 18 Türk lirasına eşitti. Dolayısıyla bu hesaba göre 1 Mısır pound’u yaklaşık 80 kuruşa eşitti. Bunu da ek bir bilgi olarak iletmek isterim. Tıpkı Türkiye gibi Mısır da oldukça kırılgan bir ekonomiye sahip ve tıpkı Türk Lirası gibi Mısır pound’u da Amerikan doları ve Euro gibi para birimleri karşısında sürekli değer kaybediyor.

Fotoğraf çekimi

Mısır bildiğiniz gibi 2011 ve 2013 yıllarında yaşanan büyük halk hareketleri nedeniyle liderlerin, iktidarların değiştiği bir ülke. Bu yüzden Mısır’da merkezi yerlerde polis kontrolleriyle, sürekli polis kontrol noktalarıyla karşılaşıyorsunuz. Mısır’da dikkat çekmeden dolaşmak, turist gibi gözükmemek oldukça önemli, o yüzden her yerde gözünüzü dört açın. Merkezi yerlerde, müze girişlerinde, köprülerde, kilise girişlerinde ve özellikle de Kahire’nin merkezi olan Tahrir Meydanı’nda fotoğraf çekerken çok dikkatli olun. Zaten Tahrir Meydanı standart insanların girişine kapalı, yolun karşısında olsanız bile meşhur obeliskin fotoğrafını çekerken fazla dikkat çekmemeye çalışın. Sadece Kahire değil, diğer şehirlerde de sık sık polis kontrol noktalarını gördüm. Sakın polislerin doğrudan fotoğrafını çekmeye yeltenmeyin, başınıza iş almak istemezsiniz Mısır gibi bir yerde.

Tahrir Meydanı obelisk, Kahire
Tahrir Meydanındaki obeliskin fotoğrafını uzaktan çekebildim, polisler fotoğrafta görülüyor

Kontrol noktalarındaki polisler her ne kadar her zaman silahlı ve sürekli esas duruşta bekler durumda olmasalar da her yerdeler. Doğal olarak şüpheli değerlendirilen hareketlere karşı çok dikkatliler. Burada önemli olan, polis kontrol noktalarının “doğrudan” fotoğraflarını çekmemeniz. Polisin olmadığı yerlerde büyük bir sorunla karşılaşmazsınız. Aslında ben bu konularda ilk günden itibaren oldukça dikkatliydim, ancak bir yerde dalgınlıkla çektiğim bir fotoğraf az kalsın başıma iş açacaktı.

Kahire’deki İslami Sanatlar Müzesi’nin yan binasının fotoğrafını çekmek için, müzeden çıktıktan yolda durdum. Nitekim müzenin içindeyken buranın fotoğrafını çekmeyi unutmuştum. Müze dışından çektiğim fotoğrafın kadrajında polis kontrol noktası bulunduğunu hiç fark etmedim. Ancak fotoğrafı çektikten sonra silahlı bir polis bana seslenince ayvayı yediğimi düşündüm açıkçası. Mevzuyu hemen anladığım için polisin yanına gidip fotoğrafı yanlışlıkla çektiğimi, kesinlikle kötü bir niyetim olmadığını, polisi görsem zaten çekmeyeceğimi anlatmaya çalıştım. Yabancıyla karşılaşan bütün Mısırlılar gibi nereli olduğumu sordu, Türkiye’den geldiğimi öğrenince tavrı yumuşadı. O sırada kel kafalı ve güneş gözlüklü, tam bir istihbarat şefi gibi duran bir adam yanımıza yaklaştı. Polisin ona seslenirken benim Türk olduğumu söylediğini anlayabildim. Bu şef kılıklı abiye de aynı şeyleri anlatıp gözü önünde o çektiğim fotoğrafı silince gitmeme izin verdiler, ben de derin bir nefes alıp oradan uzaklaştım.

Sadece dış mekanlarda değil, müze içlerinde fotoğraf çekme olayı da bazen sorun yaratabiliyor. En azından 8-10 yıl öncesinden kalma yazılarda okuduğuma göre Mısır müzelerinde dolaşırken fotoğraf çekme olayı, müzeye giriş biletinden ayrı satılan bir izne tabiymiş ve eğer “izinsiz” fotoğraf çekerseniz görevliler sizi uyarır, hatta konuyu kapatmak için rüşvet bile isteyebilirlermiş. Ancak benim gittiğim dönemde bu konuda oldukça güzel bir güncelleme yapmışlar. Telefonunuzla çekeceğiniz standart fotoğraflar için ayrı bir izne ihtiyacınız yok, ancak tripod kurarak profesyonel fotoğraflar çekme niyetiniz varsa (ki bunu genellikle Instagram’da paylaşmak için, tapınak önünde sırtı dönük egzotik fotoğraflar çekme hevesinde olan kadınların yaptığını gördüm) ekstra bir ücret ödemeniz gerekiyor. Özetle turistik yerlerde fotoğraf konusunda sorunla karşılaşmazsınız. Ancak yine de dikkatli olun, bazı yerlerde görevliler orada fotoğraf çekilmesinin yasak olduğunu söylerse inat etmeyin.

Turist kazıklamaca

Eğer tam bir turist gibi sağa sola bakınıyorsanız, yahut tek başınıza bir köşeye oturmuş, harita inceliyorsanız, yani kısacası turist olduğunuz yüz metre öteden belli oluyorsa satıcılar yanınıza muhakkak yanaşırlar. Ellerinde ne varsa size satmak için dil dökmeye başlıyorlar anında. Zaten istisnasız bir şekilde nereli olduğunuzu soracaklar, onun ardından magnettir, kartpostaldır, artık ellerinde ne varsa, fiyatını da dolar cinsinden söylemek suretiyle satmaya çalışırlar. Sinirlenmeyin, sorulara yanıt verin, ancak almayacağınızı da net bir şekilde belli edin. Hemen olmasa da bir süre sonra pes edip başka avlar aramak üzere yanınızdan ayrılacaklar zaten.

Her tarafında turistik eşya dükkanlarının olduğu bölgelerde ise biraz duraklayıp beklerseniz size hemen seslenirler. Çok sıcak davranıp muhabbet kurarlar. Samimiyetlerinden hiçbir şüphem yok. Ancak alacağınız herhangi birşeyin gerçek fiyatının ne olduğunu asla tahmin edemeyeceğiniz kadar yüksek fiyatlar söylüyorlar. Mesela 100 pound dedikleri birşeyi 30’a aldığınızda kendinizle gurur duyabilirsiniz. Ancak hiç gururlanmayın, o 30’luk malı aslında 15’e alabileceğinizi belki hiçbir zaman öğrenemeyeceksiniz. Mısır’da gezmenin en yaman çelişkisini belki de bu tip anlarda yaşayacaksınız bence.

Bu tür kazıklama girişimlerine kendinizi en güvende hissettiğiniz, etrafta sizin gibi pek çok turistin olduğu yerlerde maruz kalacaksınız. Öte yandan turistlerin pek tercih etmediği, alt-orta sınıf halkın takıldığı yerlerde tedirgin hissetseniz bile kazıklanma riskinizin daha az olduğunu düşünüyorum, nitekim halkın derdi, hayat mücadelesi kendine yetiyor gibi zaten.

Bahşiş

Mısır’da vatandaşların turist gördü mü zombiye döndüğünden bahsediyorum sürekli. Bunun bir başka tezahürü de bahşiş konusu. Evet, Arapça’da bahşiş, bizim bildiğimiz bahşiş gibi söyleniyor. Herhangi bir küçük iyilik karşılığında insanlar bahşiş bekleyip, bunu da açıkça belli edebiliyorlar. Kahire’de ziyaret ettiğim El Rıfai Camii’nde mesela, bana caminin içindeki mezarları gezdirip kimlerin yattığını anlatan imam efendi bahşiş istedi ve kendisine verdiğim parayı helal ettim. Ama bir mekanda tuvalete girdiğinizde, tuvalette sürekli bekleyen bir çocuğun siz elinizi yıkarken kurulamanız için size peçete uzatması gibi bir durumda karşılaşabilirsiniz. Peçeteyi alırsanız bir bahşiş bekleyeceğini bilin. Ben mevzudan haberdar olduğum için çocuğa teşekkür edip peçetesini almamayı tercih ettim mesela.

Bireysel düzeyde kalan bahşişler haricinde kurumsal olarak da bahşiş toplandığını belirtmek isterim. Mısır’da gittiğim bazı mekanlarda normalde ödemem gereken hesabın üstüne %10 kadar ekleme yapıldığını gördüm ki bunu da bahşiş olarak yorumlamakta bir sakınca görmüyorum. Elbette herkesin her zaman bahşiş istediğini söyleyemem, mesela yukarıdaki para bozdurma meselesinde bana o kadar büyük bir iyilik yapmalarına rağmen kimse birşey istemedi, haklarını vermeliyim. Ama birilerinden herhangi bir yardım istediğinizde bir miktar bahşiş vermeyi göze aldığınızı da bilin derim. Dolayısıyla kendi işinizi kendiniz görmeye çalışın mümkün olduğunca.

Hatta şöyle ilginç birşey de yaşadım. Bir akşam otel odamda dinlenmekteyken kapım çaldı. Kapıda otelin görevlilerinden biri vardı. Kendilerine çay demlediklerini, benim de içmek isteyip istemediğimi sordu. Acayip bir bahşiş isterler diye istemiyorum dedim. Sonrasında adam birkaç kere para almayacaklarını belirtmesine rağmen sözümden dönmemek, sırf miktarı belirsiz bir para ödemek zorunda kalmamak için hayır dediğimi belli etmemek için ısrarla hayır diyerek kendisini uğurladım. Çayı almadığıma pişmanım o ayrı, ancak adamın tutumuna bakarak Mısırlıların bile bu bahşiş meselesinden turistlerin ne kadar tırstığının fazlasıyla farkında oldukları sonucunu çıkardım.

İşportacılar ve seyyar satıcılar

Kahire’ye tam bir işportacı başkenti diyebilirim. Hayatımda hiçbir yerde bu kadar geniş işportacı yığınları görmedim. Kalabalık yerlerde kaldırımları geçip caddelere taşacak kadar, insanlar ve hatta arabalara doğru düzgün ilerleyecek alan bırakmayacak kadar fazla işportacı var. Ve bu işportacılarda ihtiyacınız olan her türlü şeyi bulabiliyorsunuz. Kıyafetten oyuncağa, elektrikli eşyadan çeşit çeşit yiyeceklere kadar aklınıza gelen veya gelmeyen her şey satılıyor. Dolayısıyla buralar günün büyük bölümünde binlerce kişi tarafından ziyaret ediliyor. Kalabalık yerlerde, otobüs durağı yakınlarında kümelendikleri için zaten sıkışık olan trafiği iyice keşmekeşe döndürüyorlar, çünkü dediğim gibi bu kalabalıkta ilerleyebilmek için yola inmekten başka pek bir yolunuz yok.

İşporta tezgahında megafon, Kahire
İşte bu megafonlar bütün gün bağırıp kafa bırakmıyor insanda

Seyyar satıcıların bir diğer aklımda yer eden özelliği ise gürültücü oluşlarıydı. Bağırıp çağırmanın da ötesine geçmişlerdi hatta. Zaten bu tip pazar alanları insan kalabalığı ve trafikten ötürü yeterince gürültülü olduğu için, kendi tezgahlarının reklamını yapabilmek adına bir megafona bir ses sitemi bağlayarak, aynı konuşmayı defalarca tekrarlayan bir kaydı bağlayıp, o sesi sürekli döndürmek şeklinde müthiş bir teknoloji geliştirmişler. Şöyle anlatayım muhtemelen “tanesi 1o lira, 7 tanesi 50 lira” diyen bir ses kaydını megafonla dur durak bilmeden bağırtıyorlar. Bu teknolojiyi Türkiye’de uygulayan var mı bilmiyorum ancak hayatımda bu kadar kafa ütüleyici bir ortama az maruz kalmışımdır diyebilirim.

Değişik turist dümenleri

Turist olarak Mısır’da can güvenliği yaşayacağınızı pek düşünmüyorum, ancak mal güvenliği açısından tam olarak kurtlar sofrasında bulunduğunuz söylenebilir. Nitekim burada sadece 30’luk bir malı 100’e satmaktan ibaret değil turist kazıklama olayları. Ben 1-2 garip olay yaşadım, onlardan en acayibini sizlere de aktarmak isterim.

Luxor’un turistik çarşısında dolaşırken kız arkadaşım için gümüş bir bileklik bakıyordum. Aslında çok kaliteli veya pahalı birşey olmasına gerek yoktu, ancak yine de güzel birşey olsun diye birkaç dükkana girip çıktım, pazarlık yaptım. Bir süre sonra zannediyorum çarşıdaki bütün ziynet eşyası satıcıları benim ne aradığımdan haberdar olmuştu. Derken yolda yürürken genç bir adam karşıma dikildi, selam verip elimi sıktı. Beni tanıyor gibi davranıyordu, ancak benim onu çıkaramadığımı anlayınca “kaldığın otelin mutfağında” çalışıyorum dedi. Bilekliği başka yerde aramamı, turistlerin değil yerel halkın çarşısında aynı şeyi çok daha ucuza bulacağımı söylerken, ben kaldığım aşırı derece düşük kaliteli otelde bir mutfak olup olmadığını, varsa bile elemanı bir yerde görüp görmediğimi hatırlamaya çalışıyordum. Ama bu tür durumlarda genellikle akışa kendimi kaptırdığım için itiraz etmedim. Olduğum yerde beklememi, birazdan beni alıp lokal pazara götüreceğini söyledi, ben de salak gibi bekledim. Adam geri gelmeyince yola devam ettim. Bir süre sonra elemanı 3-4 tane Avrupalı görünümlü turiste dil dökerken gördüm. Herhalde onları da lokal pazara yollamak niyetindeydi.

Benden daha zengin, daha bol paralı turistler bulduğu için beni rahat bıraktığına sevinmiştim, ancak dümen bu kadarla sınırlı kalmadı. Ben o bahsettiği lokal pazara gidip sağa sola bakınırken yanıma orta yaşlı bir başka adam geldi. Acayip nazik bir şekilde muhabbet başlattıktan sonra koluma girip bana kaliteli bileklikleri çok ucuza alabileceğim bir yer olduğunu söyledi. Belli ki önceki bebeyle organize çalışıyorlardı, ancak sırf bu acayip maceranın nereye varacağını merak ettiğim için adamın peşinden gittim. Pazardan biraz uzaklaşıp loş ara sokaklara girdiğimizde de pek korkmadım, nitekim beni isteseler de fazla soyabilecekleri kadar param olmadığını düşünürüm böyle durumlarda. Sonunda aslında kapalı gibi görünen, ancak içeriden ışığın sızdığı bir dükkana girdik. Beni getiren adam dükkan sahibine “dostunu” getirdiğini, bana “özel bir fiyat vermesini” söyledi. Adamın gösterdiği bilekliklerden kaliteli birini seçtim. Bana en başta 3500 Mısır pound’u gibi çok yüksek bir fiyat çeken adam, o paraları vermeyeceğimi ısrarla söylememe rağmen düşe düşe 1200’e kadar indi. Belki 15 dakika boyunca kendimi kurtarmaya çalıştığım ortamda, adam benim o parayı gerçekten vermeyeceğime ikna olana kadar bilekliğin saf gümüş olduğunu, en özel fiyatı verdiğini söyledi durdu. Dükkandan çıktığımda yine çok korkmuş değildim ancak siz siz olun, birilerinin peşinden ne idüğü belirsiz yerlere dalmayın.

Devlet eliyle yapıldığı için dümen diye adlandıramadığımız, ancak kazıkçılığın şahikası diyebileceğimiz bir başka konu da otel ücretlerinin ödenmesi. Sadece yabancı döviz cinsinden ödeme kabul ediliyor otelinize check in yaparken. Yabancı döviz dediğim TL değil tabii ki, Amerikan doları bulundurmanız gerekiyor. Mısır pound’u almıyorlar. Bazı otellerde kredi kartı kabulü de yoksa, nakit dolar taşımak zorunda kalıyorsunuz bu durumda. Yanınızdaki dolarlar arasında muhakkak 1’lik ve 5’lik banknotlar bulunsun ki tam para verebilin otellere. Nitekim adım gibi eminim ki para üstü kalırsa ona da çökmek için her şeyi yapacaklardır.

Kuyruk

Kahire gibi aşırı kalabalık yerler başta olmak üzere Mısır’ın her yerinde birtakım kuyruklara girmek zorunda kalacaksınız. Müze girişlerinde, ekmek fırınlarında, tren gişelerinde, bankamatiklerde, her yerde bu kuyruklar var. Kuyruklarda kendinizi gösterebilmek için maalesef elinizi kolunuzu uzatıp kendinizi göstermek, sesini duyurmak zorunda kalabiliyorsunuz. Araya kaynamaya çalışanlar da çok oluyor. Bankamatik gibi bazı sıkışık yerlerde kadınların kuyruğa farklı bir taraftan girdiğine ve onlara öncelik verildiğine şahit oldum, aklınızda bulunsun.

Kahire'de dolmuş kuyruğu
Nispeten sağduyulu ve saygılı dolmuş kuyrukları da yok değil

İnternet

Ben normalde yabancı ülkelerde olabildiğince internetsiz bir şekilde gezimi idame ettirmeyi becerebiliyorum. Sadece sabah ve akşam kaldığım hostellerde kullandığım internet bağlantıları, işlerimi halletmeme yetiyor. Ayrıca müzelerde veya restoranlarda da ücretsiz internet bağlantılarını kullandığım oluyor.

Ancak Mısır’da istediğiniz anda internet bağlantınızın olması oldukça önemli. Özellikle bir yerlere günübirlik veya birkaç saatlik bir tur ayarladıysanız, tur operatörlerinin size WhatsApp aracılığıyla ulaştığını hatırlatmam gerekir. Genellikle turdan 1 gün önce mesaj gönderip, hem gelip gelmeyeceğinizi doğruluyor, hem de gerekli yasal işlemlerin yapılabilmesi için pasaport fotoğrafınızı istiyorlar. Bu mesajları geç görürseniz turunuz sıkıntıya düşebilir, o nedenle hiç değilse turdan önceki gün mobil internetinizi açık tutun.

Bu arada bilgi amaçlı olarak şunu söyleyebilirim. Otellerin kendisi çok iyi olmasa da internet bağlantıları genelde kaliteliydi. Onun haricinde müzelerde veya halka açık diğer yerlerde ücretsiz internet pek bulunmuyor.

Önceden yeterince hazırlık yaptıysanız, bir yerden mesaj da beklemiyorsanız internet eksikliği büyük bir sorun yaratmıyor. Hele GPS ile çevrimdışı harita kullanabiliyorsanız zaten çok büyük bir ihtiyacınızı kapatmışsınız demektir, bir şekilde yolunuzu bulabilirsiniz herhangi birinden yardım istemeden.

Sokaklarda dolaşmak

Şarm El-Şeyh veya Luxor gibi, Aswan gibi turistik ve küçük şehirlerde dolaşırken pek bir sıkıntı yaşayacağınızı sanmıyorum. Hem trafik akıllara zarar boyutta değil, hem de şehirler aşırı kalabalık değil. Dolayısıyla birçok yerde -elbette çok fazla dikkat çekmeden- dolaşabileceğinizi sanıyorum, en azından benim başıma en tekinsiz yerlerde bile birşey gelmedi.

Ancak Kahire hiç öyle değil. 20 milyona yakın insanın yaşadığı, sokaklarda milyonlarca insanın aynı anda dolaştığı bir şehirde sürekli tetikte olmanızı tavsiye ederim. Açıkçası kapkaç veya sarkıntılık gibi tehlikelerden değil, sırf onca kalabalığın içinde yönünüzü bulabilmek, daracık sokaklarda ilerleyebilmek için bile belli bir dikkat seviyesini koruyarak dolaşmanız zorunlu bence.

Ben hayatımda Kahire gibi kargaşanın hüküm sürdüğü bir yer görmedim. Ki Tahran veya Beyrut gibi yine çok büyük ve kalabalık başka Orta Doğu başkentleri gördüm, İstanbul’u biraz biliyorum, ama hiçbiri Kahire gibi değil. Büyük caddelerde yol kenarlarında daimi duran işportacılar var, onlardan alışveriş yapan sürüyle insan var, yola inmeden ilerleyebilmeniz mümkün olmuyor çoğu zaman. Biraz olsun Kahire’deki günlük hayata karışmak istediğinizde bu manzarayla muhakkak karşılaşacaksınız. Telaş etmeden, ama geçen arabalara dikkat ederek ve hep üzerinizdekileri kollamaya çalışarak gezin. Bu kalabalıkta kimin kim olduğu belli olmadığından başınıza birşey gelme ihtimali, herhangi bir Mısır vatandaşından daha fazla olmasa da Mısır polisiyle muhatap olmamak için dikkatinizi koruyarak dolaşın. Ve de sık sık haritadan veya telefondan nerede olduğunuzu kontrol edin, bu kalabalıkta yanlış yollara sapma ihtimaliniz de gayet yüksek.

Planınız gereği tenha yerlerde gezme durumunuz da olabilir. Yine telaşa kapılmadan, ancak fazla da oyalanmadan, sürekli fotoğraf çekip kendinizi belli etmeden gezin derim böyle yerlerde.

Nasıl Kahire hayatımda gördüğüm en kargaşa içindeki yerse Kahire trafiği de hayatımda gördüğüm en korkunç trafik olabilir. Sabah 6-7 civarından gecenin ilerleyen saatlerine dek hiç bitmeyen bir trafik var burada. Araçların ilerlemesi bazı yerlerde imkansız hale gelebiliyor, zaten merkezde birkaç yer haricinde hiç trafik ışığı da görmedim, nadiren trafik polisiyle karşılaştım. Ayrıca sürekli bir korna gürültüsüne hazır olun. Bunun dışında birçok yerde koşturarak karşıya geçmek zorunda kalabilirsiniz, çünkü yolun boş bir anını nadiren yakalayabilirsiniz. Yeterince kondisyonlu değilseniz çok çok dikkatli olun. Bunun dışında, normal araba ve otobüslere ek olarak motosiklet ve tuk tuk benzeri arabalar, at ve eşek arabaları her delikten çıkabiliyor. Gayet dar sokaklarda bile her türlü taşıtla karşılaşabilirsiniz. Özetle bir kazaya karışmamak adına hızlı ve dikkatli davranmaktan vazgeçmeyin yollarda.

Kahire'de bir tuk tuk
Bu tuk tuk’ların geçemeyeceği delik yok bence

Bir de şunu belirtmek isterim, Kahire’de akşam vakitleri, özellikle motor ve tuk tuk şoförleri far kullanmayı tercih etmiyorlar. Zaten her türlü boşluğa manyak gibi korna çalıp dalmak suretiyle ne kadar tehlikeli işler yaptıklarını biliyoruz, ancak bunun ötesinde hava kararsa da far yakmadıklarına çok sık şahit oldum. Ana caddelerde bu pek sorun değil, nitekim etrafta yeterince ışık olduğu için görülüyorlar. Ancak karanlık ve dar sokaklarda da far yakmadıklarında, bir de çılgın gibi gaza basmış gelirlerken fark edilmeleri oldukça zor oluyor. Buna da dikkat etmek lazım, pisi pisine bir kazaya karışmamak için dikkatli olun.

Bütün bunlara bir ek daha, sokaklarda çok sayıda sokak kedisi ve köpeğiyle karşılacaksınız. Bu hayvancağızların çoğunun yavru olması, Mısır’daki hayvanlar arasında doğum kontrolünün pek yaygın olmadığına bir işaret bence. Kendilerinin bir zararını görmedim açıkçası.

Müzeler

Mısır’da doğal olarak çok fazla müze var, bu nedenle onlara dair birkaç söz etmek isterim. Müzelerle ilgili olarak genel bir kurumsal yapının olduğunu söyleyebilirim, yani hangi şehre giderseniz gibi aynı formatta biletler satıldığını göreceksiniz. Bu iyi birşey tabii. Bunun haricinde müzelerdeki İngilizce açıklamaları da -Kahire’deki Mısır Müzesi gibi- birkaç istisna haricinde yeterli buldum. Yani Mısır’ın turistikliğine yakışır bir iş çıkardıkları söylenebilir genel olarak.

Müze girişleri

Gireceğiniz irili ufaklı her müzede önce hem kendinizin hem çantanızın x-ray’li bir güvenlik kontrolünden geçmek durumunda olduğunu, sonrasında karşınıza çıkan turnikelerde de biletinizdeki QR kodunu okutarak giriş yapabildiğinizi belirtmek isterim. Güvenlik konusunda Mısır emniyet güçleri oldukça sıkı davranıyor, yukarıda fotoğraf konusundaki hassasiyetlerini anlatmıştım zaten. Dolayısıyla bu prosedürden her yerde geçmeniz gerekecek, itiraz veya isyan edecek birşey yok.

Müze ücretleri

Mısır’da müzelere giriş ücretleri, Mısır vatandaşları ve yabancılardan farklı şekilde alınıyor. Ve bu ücretler arasında ciddi farklılıklar var. Şöyle ki, müze girişlerinde bilet ücretleri İngilizce ve Arapça tabelalarda yazılıyor. İngilizce ücret örneğin 100 Mısır pound’u ise Mısırlılar için giriş 3o pound civarında olabiliyor. Biraz Arap alfabesini ve rakamları söktüyseniz turistlere çok daha yüksek fiyat çekildiğini kolayca anlarsınız. Ancak buna da yapacak birşey yok maalesef. Şöyle düşünün, Türkiye gibi turizm gelirine bel bağlayan, dolayısıyla turistlerden ne koparsak kardır bakış açısına sahip memleketlerde de benzer şeyler var. Yıllık Müzekart+ ücreti Türk vatandaşlarına 60 TL, yabancılara ise 15 gün geçerli Museum Pass Türkiye 1000 TL’ye satılıyor. O nedenle Mısırlılara kızmaya hakkımız yok diye düşünüyorum.

Mısır Piramitleri giriş ücretleri 2022 Aralık
Mısır Piramitleri giriş ücretleri böyle “güncellenmiş”

Bunun dışında bilet ücretlerinin sürekli değiştiğini, girişlerdeki fiyat çizelgelerinin üzerine yapıştırılmış etiketlerden kolayca anlayabilirsiniz. Etiket yapıştırılarak zamlı fiyatların sunulmadığı yeri az gördüm.

Yavaş Yavaş Hasan Şaş

Mısır’da karşılaştığım en acayip şey buydu belki de. Mısır’daki esnaf, seyyar satıcı, müze görevlisi, yol sorduğunuz insan ve başka diğer insanların en iyi bildiği İngilizce cümlenin Where are you from?  (Nerelisin?) olduğuna ikna ben oldum, nitekim turist olduğumu anlayan herkes bana bunu sordu. Yanıt olarak da Türkiye deyince de genelde pis pis sırıtıp Yavaş Yavaş Hasan Şaş dediler. Ancak profesyonel futbolu neredeyse 15 yıl önce bırakmış, Türkiye’deki bazı gençlerin adını bile bilmediği bir futbolcunun adını bir sürü Mısırlının hala nereden hatırladığını kendinize ve başkalarına soracaksınızdır muhakkak.

Açıkçası ben bu sorunun net yanıtını bulamadım. Birkaç Mısırlıya Hasan Şaş’ın kim olduğunu bilip bilmediklerini sordum ama doğru düzgün yanıt veremediler. Benim ve başka birçok kişinin tahmini, 2002 Dünya Kupası esnasında popülerliği dünyaya yayılan Hasan Şaş’ın hala Mısır’da hatırlandığı ve turnuvada dünya üçüncülüğüne yürüyen Müslüman Türkiye’nin başarısının halen takdir edilmesi şeklinde. Brezilya’ya ilk grup maçında o günleri yaşayan hepimizin hatırladığı golü atmış Hasan Şaş adını hafızalarına kazımaları gibi bir durum olabilir. Ancak bu konuyla ilgili başka enteresan rivayetler de var, neyin doğru olduğunu bilmiyorum ama gerçek olan şu ki Hasan Şaş Mısır için bir popüler kültür ögesine dönüşmüş ve Mısır’da adını defalarca kez duyacaksınız.

Ama bir noktadan sonra bu yanıt o kadar bıktırıcı bir hale geldi ki artık nerelisin diye soranlara direkt Yavaş Yavaş Hasan Şaş demeye başladım. Bu da benim ahdım olsun, Türkiye’de bir Mısırlı turistle karşılaşırsam Sabah Sabah Muhammed Salah diyeceğim. Ne anlama geldiğini düşünüp dursunlar.

Bu arada Mısır’da Türkiyeli olmanın hiç de kötü birşey olmadığını not etmiş olayım. İnsanlar genelde sıcak davranıyor ve yardımcı olmaya çalışıyor. Birçoğu Recep Tayyip Erdoğan’ı çok sevdiklerini beyan ediyor ki bu kişilerin Müslüman Kardeşler sempatizanı olduğunu düşünebiliriz.

Ulaşım ve toplu taşıma

Başta Kahire olmak üzere Mısır’da toplu taşıma oldukça sıkıntılı, bu nedenle bazı zorluklar yaşayabilirsiniz.

Taksiler

İşin taksi kısmında, Mısır halkının turist kazıklama refleksine çok iyi örnekler görebiliyorsunuz. Nitekim taksimetre açmazlarsa ve baştan fiyat konuşmadıysanız korkunç rakamlar söyleyebiliyorlarmış. Ben bunu bildiğim için fiyat konuşup pazarlık yapmadan binmedim, direkt taksimetre açanlar da oldu ki onda sorun yok zaten.

Aklıma gelmişken söyleyeyim, Mısır’da birçok arabanın ön konsolunda bir Kuran bulunuyor. Neredeyse her takside de var. Demek ki çarpılmıyorlar bu kadar kazıkçılığa rağmen. İhtiyaç halinde el basıp yemin ediyorlar ve hala başlarına birşey gelmiyorsa, diyecek birşeyim yok.

Mısır’da Uber de yaygın şekilde kullanılıyor ve fiyatları daha makul ve en azından sabit, o yüzden telefonunuzda Uber uygulamasıyla gelmenizi tavsiye edebilirim eğer diğer toplu taşıma araçlarına rağbet etmeyi düşünmüyorsanız. Ben hiç Uber kullanmadım ama telefonumda kullanıma hazır şekilde beklettim.

Tam bir taksi örneği olmasa da kazıkçılık açısından fikir verebilecek kendi yaşadığım küçük bir macerayı anlatayım. Ben Kahire’de Tahrir Meydanı’na yakın sayılabilecek bir noktada bulunan bir otelde kaldım. Otelimdeki görevlilerden biri, muhabbet esnasında Piramitlere gitmeye niyetli olduğumu öğrenince beni oraya götürebileceğini söyledi. Gize Piramitleri şehrin batı yakasında, bulunduğum yere yaklaşık 15 kilometrelik bir mesafedeydi. Ne kadar para istediğini sorunca 25 dolar dedi (Amerikan doları). Ancak ben Uber üzerinden aynı yerden piramitlere taksi araştırdığımda taksilerin yaklaşık 100 pound olduğunu öğrendim ki bu da 25 doların yaklaşık 6’da 1’ine tekabül ediyordu. Aradaki kazıklama farkını varın siz hesap edin. Ha ben sonunda Uber de kullanmayıp toplu taşımayla ve biraz yürümeyle ulaşmayı tercih ettim ki toplamda 15 pound bile vermedim (1 dolardan daha az), o ayrı.

Dolmuşlar

Mısır’ın büyük şehirlerinde dolmuşlar da oldukça yaygın. Anayollardan sık sık geçiyorlar. İster otobüs durağında, ister başka bir yerde olun, el edince duruyorlar eğer gerçekten dolmuş değillerse. Ancak üzerlerinde herhangi bir tabela veya numara yok. Yol kenarlarında bekleyen insanlar bir dolmuş geldiğinde elleriyle çeşitli rakamlar işaret edip kendi bekledikleri dolmuş olup olmadığını soruyorlar şoföre, o da ya duruyor ya da yine eliyle kendi numarasını gösteriyor. Numara bilmeyenler de dolmuşu durdurup, gideceği yeri sormak suretiyle binip binmeme kararını veriyor. Şoförler de sürekli yolcu kovaladıkları için yavaş gitmeye çalışıyor. Dolayısıyla dolmuşlar oldukça yavaş gidiyor taksiye göre. Dolmuş ücretleri genelde 3-5 pound civarında.

Kahire'de dolmuş durduran kadın
Dolmuşlara bu çeşit işaretler yaparak güzergahı soruluyor

Belediye otobüsü ve metrolar

Özellikle Kahire’de belediye otobüsleri yaygın. Ancak tabelaları sadece ve numaraları sadece Arapça yazdığı için nereye gittiği pek anlaşılmıyor. Bunlar genelde oldukça kalabalık oluyor, hatta kapıları açık gidiyor bazen ve yolcular kapılardan sarkıyor. Ücret de içerideki biletçilere ödenebiliyor. Pek tavsiye etmem açıkçası.

Kahire'de bir belediye otobüsü
Kahire’de bir belediye otobüsü, fazla söze gerek yok

Metrolar dediğime de bakmayın, Mısır’da sadece Kahire’de metro var (ikinci metro hattı İskenderiye’de planlanıyor). Aslında hatlar oldukça geniş bir alanı kapsıyor olsa da Kahire devasa bir şehir olduğundan ulaşamadığı yer de çok. Yine de kullanacağınız yerler olacaktır. Dolayısıyla plan yaparken metro duraklarına da bakın, en azından belirli yerlerde korkunç Kahire trafiğinden kurtulmanıza yarıyor. Ayrıca kadınların metroda kendilerine ait vagonları bulunuyor İran gibi, o vagonlara sadece kadınlar bilenbiliyor. Trenin ortasındaki vagonlar kadınlara ayrılmış vaziyette. Bunun dışında metroların çalışma saatlerinin Ramazan aylarında değiştiğini de belirteyim.

Kahire Metrosu kadınlar bölümü
Kahire metrosunda kadınlara ayrılan bölümler ayrıca gösteriliyor

İnsanlar

İnsanların giyim kuşamına dair şunları söyleyebilirim: Kadınlar büyük ölçüde kapalı giyiniyorlar, türbanla saçlarını örtüyorlar. Başı açık kadınlar da gördüm elbette. Erkekler ise havanın o kadar sıcak olmasına rağmen gömlek ve pantolonla dolaşıyorlar. Hadi pantolonu geçiyorum, ancak tişört giymekten bu kadar uzak durulmasını çok garipsedim. Benim gittiğim Aralık ayı, Mısır’ın en soğuk ayı olabilir (sıcaklıklar gündüz 20 gece 10 derece civarlarında), ama hava gayet güneşliydi. Hatta buranın kışı böyleyse yazı kimbilir nasıldır diye düşünmeden edemedim. Ama söylediğim gibi, Mısır halkı (dini veya kültürel sebeplerle) kapalı giyinmeyi tercih ediyor.

Özellikle turistik yerlerde erkek veya kadınların kıyafetine karışıldığını pek görmedim. Ancak turistik olmayan yerlerde mütevazı giyinmek bence çok önemli. Rahatsız edileceğinizden değil, emin olun turist olduğunuzun anlaşılmasını istemezsiniz.

Hem bu yazıda, hem de başka yazılarımda Mısır’da alışveriş yaparken ne kadar kazıkçı davrandıklarını defalarca anlatmış olsam da, normal vatandaşın oldukça sıcakkanlı ve olabildiğince yardımsever olduğunu gözlemlediğimi belirtmeden geçemeyeceğim. Zor durumda kaldığım birkaç durumda (örneğin Kahire’de istasyonda trenimi kaçırmak üzereyken veya bankamatikten para bozdururken para kaptırdığımda) bana çok büyük ve kritik yardımları oldu. Türkiye’den gelenleri ne kadar sevdiklerini Yavaş Yavaş Hasan Şaş bölümünde de anlatmıştım.

Mekan ve restoranlar

Mısır’da normal halkın yaşadığı yerler -ki şehirlerin çok büyük bir bölümü bu şekilde- alkollü mekanlara sahip değil. Kahire gibi ülkenin başkenti olan, çok sayıda yabancının takıldığı bir yerde bile alkollü içki satılan, Türkiye’den alıştığımız mekanların bulunduğu barlar sokağı tarzı yerler pek yok. Mekanların çok büyük kısmı, bizim kıraathane olarak nitelendirebileceğimiz şekilde, erkeklerin çay içip maç seyrettiği yerler. Ancak tabii ki hiç bar yok diyemem, özellikle yabancıların çok yaşadığı Heliopolis taraflarında bu tür yerler bulunuyor. Veya merkezde yabancıların kaldığı otellerin içinde de barlar bulunabiliyor. Onun dışında birkaç tane yol kenarı veya daha elit restoranlara oturdum, pek bir sıkıntı yaşamadım. Yemek kültürü anlamında yakınlığımız tartışılmaz.

Harry's Pub, Marriott Otel, Kahire
Kahire’deki Marriott Otelin girişinde Harry’s Pub adında bir mekan var mesela

Ayrıca Şarm el-Şeyh ve Hurghada gibi aşırı turistik sahil kentlerinde daha çok seçenek bulunduğunu söylemeliyim. Hurghada’da havaalanına yakın bölgelerde bizzat bir mekanda Mısır’ın yerel biralarından Sakkara Gold içme fırsatı buldum mesela. Müşterilerin neredeyse tamamı yabancıydı. Şarm el-Şeyh’in turistik merkezi Naama Bay’de başka birçok mekanın yanı sıra dünyaca ünlü Hard Rock Cafe’nin bir şubesinin bulunduğunu da söyleyebilirim.

Mısır’a dair başka birçok şey söyleyebilirim belki, ancak aklımda kalanları olabildiğince ayrıntılı bir şekilde anlattığımı düşünüyorum. Yine de aklınızda çeşitli sorular varsa lütfen yorum bölümünde sorun, bilgim ve tecrübem çerçevesinde elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir