İran

İran Hazırlıkları – İran’a Gitmeden Önce Bilinmesi Gerekenler

Artık Avrupa’da birçok ülkeyi gördükten sonra bende daha farklı coğrafyalara gitme isteği peydahlanmıştı zaten çoktan beri. İran da gitmeyi uzun zamandır istediğim bir ülke olarak görmek istediklerim listesinde başı çekiyordu tabii. Sonunda uygun zaman ve uçak biletleri bulmayı başarınca daha somut adımlar atmaya başladım. Bu yazıda İran’a gitmeden önce yaptığım ön çalışmaları, sizin de dikkat etmenizde fayda olan bazı durumları sizlerle paylaşmak istiyorum. Yazıyı İran’a gitmeden önce yazdım, döndükten sonra da gördüklerim ışığında bazı güncellemeler yaptım elbette.

İran’a gitmek için gerekli evraklar

İlk bilmemiz gereken, İran’a Türkiye vatandaşlarının (ziyaretin 90 günü aşmaması kaydıyla) vizesiz gidebildikleri. Hem kara, hem de havayolu sınır kapıları için geçerli bu. Turistik İran vizesi diye birşey yok, başka bir belge almadan, umuma mahsus bordo pasaportunuzu kapıp gidebilirsiniz yani. Elbette pasaportunuzda İsrail’e giriş çıkışı belgeleyen bir vize, mühür vs yoksa. Hatta İsrail mührü olmasa bile Lübnan, Ürdün, Mısır gibi İsrail’in komşularındaki kara sınır kapılarının damgaları bile başınıza iş açabilir diye yazılar okudum. Bazı yerlerde de İsrail mührünün son 1 yıla ait olması gibi daha dar kapsamlı bir kriter gördüm ama doğruluğunu bilemiyorum. Benim pasaportumda 4 yıl öncesinden Beyrut Refik Hariri Havaalanı’na giriş çıkış mühürleri vardı sadece, sorun olmadı.

İran’a sadece kimlikle gitmek ise mümkün değil, mutlaka pasaportunuz olması gerekiyor.

İran’a nasıl gidilir

Gitmeyi kafaya koyduktan sonra ilk düşündüğüm, hangi ulaşım araçlarını kullanabileceğim konusuydu. Kasr-ı Şirin Anlaşması’ndan beri Osmanlı ve sonrasında Türkiye’nin (ve şimdinin Irak’ının) İran’la sabit bir sınır hattı var, bu yüzden karayoluyla da gidebilirsiniz. Ancak İstanbul veya Ankara gibi yerlerde yaşayanlar için oldukça uzun ve yorucu bir yolculuk olacağı garanti, en az 1 ün sürüyor yol. Bu yüzden havayolu zaman açısından daha mantıklı ama o da bir Avrupa ülkesine alacağınız bilete kıyasla çok daha pahalıya geliyor. Ben sürekli takipte kaldığım için bir kampanya yakaladım ve oldukça uygun bir fiyata İstanbul’dan Tahran’a uçak bileti bulabildim.

Otobüsün bir diğer zorluğu da alıştığımız şekilde internetten bir otobüs seçip bilet ayarlamanın pek mümkün olmaması. İran’a giden şirketlerle telefon aracılığıyla veya bizzat yazıhanelerine giderek haberleşiyorsunuz, onlarda da uzun vadeli rezervasyon imkanı fazla yok. Çünkü otobüslerin ne zaman kalkacağı, hatta kalkıp kalkmayacağı bile tam belli olmuyor. İnternette var gibi gözüken bir sefere telefonda ‘yok’ demişlerdi bana mesela bir otobüs firmasından. Telefonla konuştuğum bir başka İstanbul merkezli otobüs firması da, İstanbul’dan Tahran’a 35 $’a götürdüklerini söylemişti. Böyle bir yolculuk 30 saatten fazla sürüyor, üstelik bu firma Ankara’ya da uğramıyordu mesela. Ankara’dan İran seyahati düzenleyen firmalar var ama otobüs ücret ve saatlerine dair herhangi bir bilgi bulamadım internette. Bir tanesinin yazıhanesine giderek bizzat konuştum, bana haftada iki gün (Salı-Cuma) seferlerinin olduğunu, yolculuğun Tebriz’e 24, Tahran’a 30-32 saat sürdüğünü, bilet fiyatının 220 TL olduğunu (200 de yazabilirlermiş) söylediler. Ama en önemlisi uzun vadeli bilet satmadıklarını, en fazla 1 hafta sonrası için bilet kestiklerini söylediler ki bu da önceden plan yapmayı imkansız hale getiriyor diyebiliriz. Sadece aklına esince gitme özgürlüğü olanlar ya da acil bir durum sonucu gitmesi gereken İran vatandaşları açısından mantıklı bir seçenek olabiliyor bu durumda otobüs. Ankara’dan İran’a direkt uçan Mahan Air gibi şirketler bulunsa da uçak biletleri çok ucuz değil. Bu yüzden bulduğum ucuz uçak bileti beni bütün bu dertlerden kurtarmış oldu diyebilirim. Türkiye-İran arası tren seferleri eskiden mevcuttu, ancak 2015 yılında güvenlik gerekçeleriyle askıya alınmış. Türkiye içindeki otobüslerle Ağrı’ya, oradan Doğubeyazıt’a, oradan Gürbulak Sınır Kapısı’na gitmek, oradan da İran’ın Bezirgan (Bazargan) kapısına geçmek mümkün olabilir, oradan da taksilerle Maku ve Tebriz’e geçilebiliyormuş mesela, o konularda kendim tecrübeye sahip değilim.

Geziye hazırlanırken her şeyden önce benden önce gitmiş gezginlerin yazılarını okumam gerekiyordu. Ha deyince gidilen bir yer olmadığı için kaynaklar elbette herhangi bir Avrupa ülkesi kadar fazla değil. Yine de insanın İran’la ilgili birçok konuda bazı şeylerden emin olması lazım, malum önyargıların çoğu doğru olmasa da bazıları doğru ve bunlar can sıkıcı sonuçlar yaratabilir. Özellikle benim gibi yalnız bir erkek olarak değil, çift olarak gitmek isteyenler veya tek başına gitmeyi düşünen kadınlar için. Bu noktada İran’a daha önce defalarca gitmiş ve İran’la ilgili harika bir gezi rehberi hazırlamış sevgili Zafer Bozkaya’nın kitabını önermek istiyorum, ben fazlasıyla istifade ettim ondan.

Tahran bazaarının çevresi genelde kalabalık oluyor…

Akıllara ilk gelen konulardan biri tabii ki kılık kıyafet mevzusu. Ben kadın olmadığım için bu konuyu çok düşünmek zorunda kalmadım ama kadınların başlarını örtmeleri gerekiyor, onu hepimiz biliyoruz. Saçın ön kısmı açıkta kalabilir, açıkçası biraz göstermelik bir örtünme şekli olsa da kural böyle. Ayrıca vücudun yüz, bir miktar saç ve el dışında bir yerinin görünmemesi, vücut hatlarının belli olmaması gibi başka kurallar da var. Genelde kadınlar için baş örtüsü haricinde tunik tarzı kıyafetler tavsiye ediliyordu. Tabii ki bunların çok açık renklerde olmaması daha rahat etmenizi sağlayacak deniyordu. Benim dolaştığım yerlerde (Tahran, Isfahan, Tebriz) kadınlar bütün bu kuralları sonuna kadar zorlayacak hatta delecek şekilde giyinmişlerdi çoğunlukla. Saçın neredeyse yarısını açıkta bırakan basit bir örtü, vücudun üst kısmını kalçaya kadar kapatan ince bir mont veya tunik giymiş, altında bileğin bir kısmını açıkta bırakan kot pantolon ve rahat spor ayakkabılı, siyah değil birçok farklı renkte giyinmiş çok fazla kadın gördüm. Güneş gözlüklü, makyajlı, kıpkırmızı rujlu kadınlarla da karşılaştım, başındaki örtü kaydığı halde düzeltmekte hiç acele etmeyen kadınlarla da karşılaştım. Zaten an itibariyle özellikle büyük şehirlerdeki genç kadınlar örtünme kuralına karşı isyan bayrağını açmış vaziyette, birçok protesto yapılıyor bir süredir. Güneşli havalarda bizdeki gibi normal şapka takan kadınlar pek yok, onun yerine kafadaki örtüyle birleşen, kadın tenisçilerin sıkça kullandığı türden yarı açık siperlikli şapkalar takıyorlar. Turistler de her hallerinden belli olsalar da bu “hicap” kuralına uyuyorlar. Yani özellikle eski zamanlara göre serbesti fazla, ama yine de tedbirli olmakta büyük fayda var.

Erkekler için de şort giymemek daha mantıklı. Sıcak havalarda bunaltıcı olsa da gömlek pantolon veya tişört pantolon kombinasyonu daha iyi seçimler. İran sokaklarından çekilmiş fotoğraflarda genelde pantolon gömlek giymiş, gömleğin kolunu sıvamış erkekler görmüştüm gitmeden. Seyrettiğim İran filmlerinde de genelde erkekleri bu şekilde gördüm. Bu yüzden yanımda götürdüğüm kıyafetleri buna göre seçtim, kolumdaki dövmenin açıkta kalması ihtimalini düşünerek hep gömlek giyip kolumu dirseğe kadar sıvadım. Küpe takan erkeklerle ilgili net bir yaptırım okumamakla birlikte özellikle Tahran dışındaki şehirlerde küçük sorunlar yaşayabilme ihtimaline karşın küpemi çıkarıp gittim İran’a. Ama İran’daki erkeklerde tahmin ettiğimden çok daha fazla sayıda tişörtlü erkekle karşılaştım. Bazılarının kollarındaki dövmeler de açıktaydı. Uzun saçlı erkekler de vardı. Sonuç olarak erkeklerde görmediğim iki şey, küpe ve şorttu diyebilirim. Kıyafet seçiminizi buna göre yapın.

Para önemli bir konu tabii. İran belki çok pahalı bir ülke değil ama kredi kartı kullanılmadığı için tüm harcamalarınızı nakit parayla yapmak icap ediyor. Bu yüzden gelirken yanınızda kalacağınız gün sayısına yetecek, hatta ne olur ne olmaz diyerek biraz daha fazla parayla gelmekte fayda var. Amerikan Doları işinizi görür. İran’ın resmi para birimi İran Riyali, 2018 Mayıs itibariyle 10,000 İran Riyali yaklaşık 1 TL’ye eşit. Ama halk fiyatlardan bahsederken çoğunlukla Riyal değil, Riyal’in 1 sıfır atılmış hali olan Tümen’i (Toman veya Tomen şeklinde telaffuz ediliyor) kullanmayı tercih ediyor. Yani 1,000 Tümen, yaklaşık 1 TL ediyor. Birileriyle fiyat pazarlığı yaparken bunu mutlaka aklınızda tutun, herkes fiyatları Tümen cinsinden söylüyor. Tedavüldeki en büyük para 100,000 Riyallik banknot, ancak yüksek enflasyondan dolayı bunlar yetersiz kalınca bankacılık işlemleri için kullanılması kaydıyla 500,000 ve 1,000,000 Riyal değerinde banka çekleri basılmaya başlanmış. Ancak bunlar o kadar yaygınlaşmış ki, günlük alışverişlerde para yerine kullanılabiliyor.

500,000 Riyal, yani 50,000 Tümen’lik çek…

Tabii para demişken benim gittiğim zamanda yaşadığım büyük bir sıkıntıyı da anlatayım. Ben gitmeden kısa bir süre önce doların aşırı yükselmesi nedeniyle İran Devleti döviz bürolarını kapattı, döviz bozdurmayı sadece birkaç bankayla sınırladı. Buralarda da 1 Amerikan Doları’nı 4.200 Tümen’e sabitledi. Para bozdurmak hakikaten sıkıntılı bir hale geldi, 50 veya 100 dolar bozdurmak için 10-15 dakika uğraşmam, adımı, pasaport numaramı, kaldığım yerin adresini falan vermem gereken formlar doldurmam gerekti. Bu işlemleri İran’ın en büyük bankalarından Bank Melli’de yapabilirsiniz. Öte yandan bu durum karaborsayı iyice hortlatmış. Serbest piyasada karaborsacılar döviz bozuyor, ama özellikle turist açısından bakıldığında güvenilirlikleri tartışılır. Eğer İranlı bir tanıdığınız varsa onlardan yardım isteyin bu durumda, sizin güvenilir şekilde döviz bozanlarla (Tebriz’de  bunlara ‘serraf’ diyorlar) buluşturup paranızı hem kısa sürede, hem de bankanın verdiğinden çok daha yüksek oranda bozarlar. Ben Tebriz’deki ev sahiplerimin yardımıyla 2 dakikada 1 dolar = 6,000 tümen oranından rahatça döviz bozdurabildim mesela. Umarım kısa sürede bu yasak kalkar.

İran’da kredi kartı kullanılmadığı için kalacak yer rezervasyonu biraz daha sıkıntılı bir iş haline geliyor. Ama Hostelworld gibi sitelerde seçenekler bulabilmeniz mümkün tabii. Öte yandan aklınızda tutmanız gereken en önemli seçenek, başka birinin evinde kalma ihtimali. Sözde değil özde misafirperver İran halkından, Couchsurfing gibi sitelerde kalma isteğinizi beyan ettiğinizde insanlar sizi evlerinde ağırlamak için adeta yarışıyor denebilir. Ben Couchsurfing’de hiçbir referansım olmamasına rağmen farklı şehirlerdeki insanlardan 50’den fazla mesaj aldım. Tahran ve Tebriz’de de beni misafir eden insanlarda hiçbir sorun yaşamadım. Bir küçük hatırlatma, İran’da insanlar internet üzerinden haberleşmek için bizdeki Whatsapp’in çok benzeri olan Telegram’i yaygın şekilde kullanıyordu, ama ben gitmeden kısa bir süre önce o da yasaklandı. Ben telefonuma bir VPN uygulaması indirip öyle gittim İran’a. Bu arada normal şartlarda havaalanında pasaport kontrolünde nerede kalacağınızı sorabilirler diye bir başka gezgin arkadaştan bilgi almıştım, bu yüzden eğer Couchsurfing yapacaksanız İran’a gelmeden önce yanında kalmayı düşündüğünüz kişiden size uygun bir otelin adını söylemesinin, sorulması halinde o otelin adını vermenizin çok iyi olacağını öğrendim, aklınızda olsun. Ben tek bir otel yerine birçok otelin isim, adres ve telefon bilgilerinin olduğu bir çıktıyla gittim, bir tane otele de 1 gün için ücretsiz iptal seçeneği olan bir rezervasyon yaptım. Pasaport kontrolünde tek soru sormadılar. İran’da Couchsurfing kullanımıyla ilgili ayrı bir yazı yazacağım.

İran’da bulacağınız kablosuz internet bağlantıları tahmin edeceğiniz üzere fazlasıyla sansüre maruz kalıyor ve yavaş. Malum sosyal medya ağlarına (Facebook, Couchsurfing vs.), Youtube gibi video sitelerine erişiminizin olmayacağını bilin. VPN bu yüzden gerekli. Şunu da belirteyim, İran’da halka açık alanlarda kablosuz ağlar bulma ihtimaliniz çok düşük, Avrupa’daki gibi tabir-i caizse zibil gibi ücretsiz ağ yok. Eğer internete çok fazla ihtiyacınız olacaksa, örneğin Couchsurfing yapacaksanız ve sizi misafir edecek kişilerle iletişim halinde olmanız gerekiyorsa ya ülkeye girdiğinizde hiç vakit kaybetmeden bir İran hattı alın, ya da gelmeden önce uygun yurtdışı paketleriniz olduğundan emin olun. İran hatları ucuz, sadece yeni bir hat aldığınızda bu hattın aktifleşmesi için bir süre beklemeniz gerekiyor.

İran’da resmi hafta tatili bizdeki gibi Cumartesi-Pazar değil, Cuma günü. Müzeler de o gün kapalı olabiliyorlar. Perşembe öğleden sonra tatil ama çoğu yerde perşembeyi tam gün tatil yapıyorlar. Bunu da aklınızın bir köşesine yazın mutlaka.

Metrolarda kadınlara ayrılı vagonlar var, bunlar genelde ilk ve son vagonlar oluyor. Erkekseniz bunlara binmeyin, kadınsanız istediğinize binebilirsiniz, ama yanında kocası veya yakını bir erkek olmayan kadınlar genelde kadın vagonunu tercih ediyor. Açıkçası Tahran metrosunun insanlık dışı kalabalığını düşündüğümde onları suçlayamıyorum. Otobüslerde de genelde kadın erkek kapıları farklı, bunları aklınızda tutun. Ama zaten insanları takip ederek, biraz sağınıza solunuza bakarak ne yapmanız gerektiğini anlayacaksınız.

Artık ben gezdiğim yerlerde standart turistik atraksiyonların dışına çıkarak farklı şeyler yapmak istiyorum, bilenler bilir. Benim de İran’da en çok yapmak istediğim şeylerden biri, Tahran’ın meşhur Azadi (Özgürlük) Meydanı’na gidip, adeta aşık olduğum, İslam Devrimi öncesinin İran’daki süperstarı, şimdinin ise sürgünü Guguş’un veya Hayedeh’nin birkaç şarkısını orada kulaklığımdan dinleyebilmekti. Telefonumda yüklü olan şarkılar kontrol edilir mi diye merak ediyordum. Bu açıkçası fazla paranoyak bir düşünceymiş, telefon kontrolü diye birşey olmadı, istediğim şarkıyı istediğim yerde dinledim. Zaten bu tür yasaklar herkes tarafından her gün deliniyormuş, bunu da öğrendim İran’da.

Bunlar haricinde insanların genelde az da olsa İngilizce bildiklerini söyleyebilirim. Hiç bilmeyen de var tabii, ama Türkçe anlayan insanlarla karşılaşma olasılığınız çok yüksek (onlar size ‘niye Türkçe danışmıyorsun’ diyecektir, gülüp Türkçe devam edin konuşmaya). Tebriz’i saymıyorum orası zaten Azeri şehri, herkesle bir şekilde Türkçe anlaşabilirsiniz, ama Tahran’da bile Türkçe bilenlerle karşılaştığımı söyleyeyim. Özellikle taksicilerin önemli bir kısmı Tebrizli olduğundan Türkçe konuşabiliyorsunuz onlarla. Yine de Farsça bazı sayıları bilmeniz, özellikle taksicilerle pazarlık yaparken işinize yarayabilir. Zaten tavla oynayanlar 1’den 6’ya kadar sayıları biliyor (yek, do, se, cahar, penç, şiş). 7 heft (hafta sözcüğü buradan geliyor), 8 heşt, 9 no, 10 deh. 1,000 hezar (5,000 demek için penç hezar diyeceksiniz mesela). Bu kadarı bile belli yerlerde işinize yarayabilir. Bir yere girdiğinizde erkeklere ‘salam aga’, kadınlara ‘salam hanum’ deyin. Onlar size ‘befam’ (buyurun) diyecek. Ayrılırken ‘hodafız’ deyin, teşekkür ederken ‘mersi’ (evet bildiğimiz mersi) veya ‘memnun’ deyin, metrodan inerken önünüzdeki insanlardan ‘bebakşid’ (affedersiniz) diyerek yol isteyin, yanınıza birileri yanaşıp Farsça birşeyler söylediğinde ‘nemidunam Farsi’ (Farsça bilmiyorum) deyin, tamamdır. Son söylediğim dilbilgisi açısından tam doğru değil ama benim işim gördü.

Isfahan’da bir cadde görüntüsü…

Bu hazırlık aşamasında insan ister istemez şunu da düşünüyor, pasaportumda bundan sonra taşıyacağım İran giriş çıkış mühürleri, bundan sonra gideceğim ülkelerde, özellikle Batı ülkelerinden vize alırken sorun yaratır mı diye. Ben de çok düşündüm, bu konuda yaptığım araştırmalarda karışık yorumlar buldum. Hiçbir sorun yaşamadan İngiltere’ye, Amerika’ya gitmeye devam ettim diyenler de gördüm, vize başvuruları reddedilmiş insan öyküleri anlatıp ikinci bir pasaport çıkartın veya yeni pasaport alın diyenler de… Ben açıkçası geçmişte aldığım pek çok Schengen Vizesi’ne ve ileride girebileceğim vize görüşmelerinde karşılaşacağım olası sorulara karşı tüm iyi niyetimle gezgin ruhumdan dem vurarak derdimi anlatabileceğime güvenerek bir risk alıp İran’a gitme kararı verdim. Yukarıda atıfta bulunduğum Zafer Bozkaya da hiçbir sorun yaşanmadığını belirtmiş kitabında. İleride başıma bir dert açarsa burada paylaşırım, ama zannetmiyorum açıkçası.

Bunların hepsini yaptınız mı? İran’a gitmeye neredeyse hazırsınız bence. Ekstra ne lazım bilmiyorum, o yüzden neredeyse diyorum, çünkü tamamen emin olmak mümkün değil belki de İran söz konusu olunca. Umarım unuttuğum birşey kalmamıştır. Umarım İran’ı görmeyi çok isteyen insanlara biraz olsun fikir verecek bir yazı yazabilmişimdir. Umarım gitmeye hevesli başka gezginlerin gözünü korkutmamış, onları hedeflerinden alıkoymamışımdır. Çünkü gerçekten beklentilerinizin çok ötesinde, harika bir maceraya adım atmak üzeresiniz. Gereken tedbirleri aldıysanız korkmayın lütfen. Kendim yaşayarak da gördüm ve çok güzel şeylerle, çok güzel insanlarla karşılaştım. Döndüğümde İran hakkında daha başka yazılar da yazdım, onları da okuyunuz 🙂

İletişim

Bu yazıyla ilgili sorularınızı, yazıya yorum yaparak bana iletebilirsiniz. Ancak sizden ricam, önceki yorumları da okumanız, belki de aynı soru önceden sorulmuştur.

4 Comments

    • Geç Kalmış Yolcu

      Merhabalar,

      Harcamalara dair net bir sayı vermememin nedeni, kalacak yer konusunun çok şey fark ettirmesinden ötürüdür. İran’da kalacak yerler genelde pahalı oluyor.

      Bir şekilde kalacak yeriniz olduğunu da varsayarsak, gezi stilinize göre fiyatlar değişebiliyor. Ama kalacak yer hariç günlük ortalama 100-150 bin tümenle örneğin Tahran’da birçok yeri gezip görebilir, taksiye metroya binebilir, aşırı lükse kaçmadan karnınızı doyurabilirsiniz diye düşünüyorum.

  • AHmet

    İnternet üzerinden otel bulamıyorum ne yapmam gerekir ? eğer otelimi ayarlamadan gidersem gümrükte sıkıntı yaratırlar mı ? yaratmazlarsa irana gittiğimde otel araştırsam olur mu ?

    • Geç Kalmış Yolcu

      Merhaba,

      Bana pasaport kontrolünde kalacak yerle ilgili birşey sorulmadı, İran’a giden bir arkadaşıma da sormadıklarını biliyorum. Ama tabii ki her zaman böyle mi davranırlar bilinmez. Ben otel ve hosteller bulmuştum gitmeden, booking.com gibi sitelere bir bakmanızı öneririm. Tahran ve Isfahan gibi büyük şehirlerde otel bulursunuz ama genelde pahalı olurlar. Couchsurfing üzerinden bir ev sahibi aramanızı önerebilirim. Kendi Couchsurfing deneyimimle ilgili bir yazı yazmıştım zaten, ondan fikir alabilirsiniz.

      Keyifli gezmeler dilerim size.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir