Tunus’ta dikkat edilmesi gerekenler
Tunus, Kuzey Afrika’nın nispeten gelişmiş, medeni ülkeleri arasında yer alsa da elbette bir Batı Avrupa ülkesi gibi birçok şeyin organize olduğu, turistler için rahat bir ortam sunan bir ülke de değil. Ben şahsen herhangi bir güvenlik endişesi yaşamadım, ancak bu bazı konularda dikkatli veya en azından bilgi sahibi, tetikte olunması gerektiği gerçeğini değiştirmiyor. Bu yazıda sizlere Tunus ziyaretimden aklımda kalan bazı konularda naçizane gözlemlerimi verebilmeye çalışacağım.
Tunus’a gidiş ve vize konusu
Tunus’la Türkiye arasındaki vize serbestisi anlaşması gereğince her türlü Türkiye Cumhuriyeti pasaportu sahipleri, Tunus’a vizesiz girebiliyor. Aralıksız 90 gün süreyle Tunus’ta gezebilirsiniz yani.
Tunus’a havaalanından girerken yapılan pasaport kontrolü de çok zorlayıcı değil, aynı esnada gelen başka uçaklar da olduğu için İstanbul’dan mı geldiniz şeklinde bir soru soruldu sadece. Başkaca birşey sorulmadı bize. Pasaport kuyruğu biraz sürse de bir şekilde sıkıntısız geçebildik. Tunus Kartaca Havaalanı biraz eskiymiş izlenimi veriyor, enteresan bagaj konveyör sistemleri falan var ama bence temiz, idare eder bir yer. Bir ülkenin başkenti için biraz küçükmüş izlenimi verse de iş gören bir yer. Havaalanında mail adresinizi girerek bağlanabileceğiniz iyi bir internet ağı da var.
Para birimi ve döviz işlemleri
Tunus’un para birimi Tunus Dinarı. TND veya daha kısa şekliyle dt şeklinde de simgeleniyor. Havaalanında gelir gelmez bu paradan edinmeniz gerekiyor, neyse ki havaalanındaki oranlar son derece makul, alışkın olduğumuz üzere büyük makaslar burada yok. Havaalanında büyük miktarda para bozdurmakta hiç sakınca yok.

Tunus Dinarı haricinde burada daha geçerli olan para birimi -Fransa bağlantısından ötürü son derece anlaşılır bir şekilde- Euro. Elbette Amerikan Doları’nız varsa onları da döviz bürolarında bozabiliyorsunuz, ancak insanların zihninde bir hesap yaparken oluşan algı, Euro’ya kayıyor. Bunu iki yerde net olarak gördüm, birincisi, giriş yaptığım otelde nakit istedikleri zaman, üzerimde yeterli dinar yok deyince Euro verebileceğimi söylemeleri. İkincisi de seyyar satıcılar birşey satmaya çalışırken dinar fiyatını söylediklerinde istedikleri tepkiyi alamayınca onun Euro karşılığını söylüyor, önce 10 dinar dedikleri şeye sonra 3 Euro diyorlar mesela.
Ek bir bilgi olarak da şunu söyleyeyim, döviz bürosunda para bozdurduktan sonra size bu işlemin özetini gösteren bir kağıt çıktı veriliyor. Bu kağıdı Tunus’tan ayrılana kadar atmayın. Çünkü eğer ülkeden ayrılırken üzerinizde Tunus Dinarı kaldıysa ve bunları harcayamayacaksanız, tekrar Euro veya Dolar gibi bir paraya çevirmek istiyorsanız, gittiğiniz döviz bürosu ancak bu belgeyle parayı geri alıyor. Hatta bu bile yetmeyebilir, nitekim benim havaalanında gittiğim bürolardan biri, elimdeki belgede bir alanda eksik olduğu için mi ne, -tam anlayamadım derdini- parayı almayı reddetti. Yan taraftaki başka bir büroya gittim, orada aldılar ama normalde ödemeleri gereken miktarın yaklaşık %10’unu kestiler, nedenini tam bilmiyorum.
Özetle, her ne kadar nakite ihtiyacınız olabilecek birçok durumla karşılaşma ihtimaliniz yüksek olsa da aşırı miktarlarda para bozdurmamaya çalışın, bozdurduysanız da bir noktada bu paraları gezinizin sonuna doğru harcamaya çalışın. Dinarlarınızı bozdururken de bir sıkıntıyla karşılaşırsanız hemen vazgeçmeyin, bütün bürolarda şansınızı deneyin.
Nakit kullanımı
Tunus elbette bir Batı Avrupa ülkesi gibi neredeyse her şeyin kredi kartıyla ödenebildiği bir ülke değil. Çoğu yerde, restoranlarda, dükkanlarda kredi kartı geçiyor. Ancak belli yerlerde, belli hizmetlerin sadece nakit olarak ödenebildiğini bilmekte fayda olacaktır. Bu görülmemiş birşey değil tabii, ancak buradaki sorun, bazı otellerde rezervasyon sırasında kredi kartı kabul edilebildiğini söyledikleri halde otele gidince sadece nakit ödeme aldıklarını söylemeleri. Bizim başımıza bir kere geldi bu Tunus’ta. Neyse ki yeterli Tunus Dinarı’nız olmadığında Euro da kabul edebilmeleri gibi bir avantaj var, biz de o esnada yeterince dinarımız olmadığı için ücreti nakit Euro olarak ödedik. Yani Tunus’a her türlü yanınızda belirli bir miktarda nakitle gelmenizi şiddetle öneririm, dinarınız yoksa bile işinizi çözebilmeniz mümkün olur.
Şehir içi trafiği
Özellikle Tunus şehrinde gündüz saatlerinde inanılmaz trafiklerle karşılaştım. Hele Ramazan ayında öğleden sonrası saatlerinde yollardaysanız, şehrin merkezi yerlerinde araçlar milim milim ilerleyebiliyor. Habib Bourguiba Bulvarı’nda, Saat Kulesi’ne çıkan caddelerde trafik tam bir ömür törpüsüydü. Merkezde değil yolda ilerlemek, otoparkta yer bulmak bile çok zor oldu. Dolayısıyla benim yaptığım gibi Tunus’ta araba kiralamak gibi bir düşünceniz varsa bu durumları kesinlikle aklınızda bulundurun.

Ayrıca yol kenarına park ettiyseniz, özellikle yolun daraldığı kısımlarda aracınızı çizilmiş olarak bulmanız çok mümkün. Nitekim trafikte aktif çok sayıda motosiklet var, yola atlayıp karşıya geçen yayalar var, onlar istemeden de olsa arabanıza zarar verebilirler. Ben bir seferinde, trafikten uzakta, direkt otelin önüne koyduğumda bile aracın çizildiğini gördüm. Eğer araba kiraladıysanız mümkün olduğunca trafikten uzakta bir yere, mesela bir otoparka bırakın derim.
Araba kiralama
Zaman zaman bu yazılarımda ve bana gelen sorulara verdiğim yanıtlarda tekrar ettiğim gibi, ne Türkiye’de, ne de başka bir ülkede hiç araba kiralamamış biri olarak bu konuda hiçbir bilgi ve tecrübem yoktu. Ancak Tunus’ta az zamanda olabildiğince çok yer görebilme düşüncesiyle birlikte bunu yapmaya adeta mecbur kaldım. Her ne kadar böyle birşeyi ilk kez daha kurumsal olduğunu varsaydığım bir Avrupa ülkesindense Tunus gibi bir yerde yapmaktan çekinmiş olsam da yapacak birşey yoktu ve ben de bütün süreç boyunca dikkatli davranarak bir belaya bulaşmadan geride bırakmayı başardım.
Söylediğim gibi, araba kiralama konusunda geçmişten gelen hiçbir tecrübe ve ön bilgim olmadığı için, Tunus’a gelmeden önce yapabildiğim tek şey araba kiralama şirketlerini araştırmak ve bir tanesiyle de WhatsApp’tan konuşmaktan ibaret oldu. Ancak Tunus’a gelip artık arabayı kiralamam gereken gün gelene dek hiçbir somut adım atamadım. Vaziyet böyle olunca kaldığım otelin resepsiyonundan bu konuda yardım istedim, tahmin ettiğim gibi bir firmayla konuştular, sağolsunlar fiyat da aldılar. Prensipte anlaştığımız şirketle sözleşmeyi imzalayıp arabayı alabilmek için taksiye binip gittik.
Bu noktada, Tunus şehrindeki araba kiralama şirketlerinin çoğunun ya Tunus-Kartaca Havaalanı’nda ya da havaalanının bitişiğindeki Charguia Mahallesi’nde bulunduğunu söylemek isterim. Bizim şirket de Charguia’daydı, atlayıp gittik. Bizi bekleyen görevli, istediğimiz türde arabaları gösterdi, bir tanesinde karar kıldık. Her şey güzel gidiyordu, ta ki bizden bir kredi kartı alıp depozito miktarını (3,000 Tunus Dinarı, yaklaşık 50,000 TL) bloke ettirmeye çalışana kadar. Kartımızın numarasını bankasına telefonla bildirdi ama kartımızın blokeye izin vermediğini söyledi. Başka kartlar da denedik, olmadı. Dolayısıyla kiralama işini burada yapamadık, mecburen havaalanına gitmemiz gerekti.
Havaalanında yerel ve uluslararası olmak üzere pek çok şirket var. Zaten havaalanının o kısmında kiralama işi yapanlar sizi kendi yerlerine çekmeye çalışıyor. Biz de birkaç tanesine girip fiyat sorduk, sonunda makul fiyatlı ve dünyaca bilinen bir markanın teklifine tamam dedik. Burada kartımdan çekim yaparken sorun çıktı, ikinci kartımla halledebildik ödemeyi. Birtakım Fransızca sözleşmeler imzaladım, 200 Euro kadar nakit bir parayı da depozito olarak bıraktım. Sonra havaalanının otoparkında bize söylenen yere gittik, görevliyi bulduk, çeşitli belgeleri imzaladıktan sonra arabayı teslim aldık. Bu noktada en büyük tavsiyem şu olacak, kiralama düşünceniz varsa direkt Tunus Havaalanı’nda bu işi halledin, nasılsa seçenek çok. Şehir içinde de otopark bulabilmeniz mümkün, sadece Ramazan ayında çalışma saatleri bayağı değişiyor, bu konuda dikkatli olabilirsiniz.
Yukarıda anlattığım gibi arabanın başına çeşitli badireler gelse de, çiziksiz yepyeni arabayı muhtelif çiziklerle iade etsem de iadede herhangi bir sorun çıkmadı, arabanın çeşitli yerlerini kontrol edip, deponun dolu olduğunu görünce işlemleri tamamladılar ve depozitoyu tam şekilde iade ettiler.
Tunus’ta araba kullanma
Arabayı kiralamak yetmiyor tabii, bizzat kullanmak, sıkışık trafiklerden, şehirler arası yollardan da gitmeniz gerekiyor. Açıkçası yukarıda bahsettiğim gibi şehir merkezlerinde kullanım kolay değil, büyük trafiklerin ortasında kalabiliyorsunuz. Korna sesleri geliyor haliyle. Belli bir miktarda zorluk yaşamanız kaçınılmaz. Ancak düzenli araba kullanan biriyseniz korkmanıza gerek yok, halledemeyeceğiniz birşey değil. Ben Ankara’da yaşayan, işe her gün arabayla giden, çok usta olmasam da belli bir yoğun trafik tecrübesi olan biri olarak araç kullanımında herhangi bir sorunla karşılaşmadım. Arabayı yol kenarlarına park ettiğiniz zamanlarda çizikler olabiliyor, bunu minimize etmek için önleminizi alın yeter.
Şehirler arası yollarda ise daha rahat olacağınızı düşünüyorum. Tunus’ta büyük şehirler arasında, yoğun güzergahlarda otoyollar bulunuyor. Autoroute olarak bilinen bu yollar A1, A2 gibi kısaltmalarla anılıyor (P veya RN gibi kısaltmaları olan diğer yollar ise ücretsiz devlet yolları). Otoyola giden yol tabelalarında “péage” yani Fransızca ödeme yazdığını görebilirsiniz. Otoyolların giriş ve çıkışlarında tıpkı bizdeki gibi gişeler bulunuyor, çoğunda girişte bir düğmeye basılıp bilet alınıyor, bazılarında gişe görevlisi bir bilet veriyor, bazen başında bazen sonunda ücreti ödüyorsunuz. Sonda ödüyorsanız girişte aldığınız bileti çıkışta görevliye vermeniz gerekiyor, ücretiniz ona göre hesaplanıyor, o yüzden biletleri kaybetmeyin. Ücretler bana kalırsa gayet makul. 3-5 Tunus Dinarı’nı geçmiyor benim girdiğim yollardaki ücretler. Ücretleri nakit olarak aldıkları için yanınızda bozukluk bulundurmanızı kesinlikle öneririm.
Otoyol sistemi bizdekilere benzese de otoyolların kendisi alıştığımızdan oldukça farklı. Bizdeki otoyollar 4-5 şeritli, ama Tunus’taki otoyolların neredeyse tamamı 2 şerit gidiş, 2 şerit geliş şeklinde. Standart yolların bir tık üstü diyebiliriz yani. Hız sınırı 110 km/s, bu limite yakın giderseniz başınıza hiçbir şey gelmez. Bundan hızlı giden arabalar da görmedim değil. Siz yabancı bir ülkede olduğunuzu unutmayın, limitleri aşmayın, yola odaklanın, çünkü yol kenarlarında hayvan sürüleri vs görebilirsiniz. Ama genel olarak yolların standart yoldan hızlı olduğunu, gişe işlemlerinin hızlı yürüdüğünü, yolların güvenli olduğunu söyleyebilirim.
Devlet yolları biraz daha dikkat gerektiriyor tabii. Bu yollar karşılıklı gidiş geliş şeklinde, birçok küçük kasabaya girip çıkıyorsunuz, şehir içlerinde kasislerle araçlar yavaşlatılıyor. Halledilmeyecek birşey değil.

Son olarak da şunu belirteyim, yollarda yeterince yön ve mesafe tabelası bulunuyor. Yine de işinizi garantiye almak için navigasyon kullanın, bunun için de Google Haritalarını kullanabilirsiniz. Ben her yere bu şekilde gittim. Sadece bir yerde kendi dalgınlığım yüzünden yolu kaçırdım, 20 kilometre kadar fazladan yol yapmak zorunda kaldım, onun dışında haritalar beni yarı yolda bırakmadı.
Turistlere bakış
Tunus, Kuzey Afrika ve Arap dünyasının en seküler yönetimlerinden bir tanesine sahip. Halkın tamamı bu ideolojiyi benimsemiş değil elbette, muhafazakar insan da çok. Ancak turistler genel olarak rahat bırakılıyor diyebilirim. Tunus için elbette önemli bir gelir kalemi turizm, bu nedenle turistlere olabildiğince doğru davranmaya çalışıyorlar. Elbette turist kazıkçılığı kavramı hiç yok denemez, elden geldiğince pazarlık yapmak gerekiyor. En azından taksilerde taksimetre kullanımının yaygın oluşu en büyük kazıklama kalemini elimine ediyor. Bunun dışında kadın gezginlere de zaman zaman laf atma gibi rahatsız edici tacizler yapıldığına dair yazılar okudum. Özellikle yalnız gezen kadınların “Medina”larda dikkatli olmasında fayda var. Benim Tunus gezimde eşim de yanımdaydı, ona yönelik herhangi bir hareket olmadı ancak kadınların her zaman dikkatli olması gereken bir yer olduğunu söylemek zorundayız.
Başka türlü turist rahatsız etme ve sıkıştırma numaraları da elbette var, hele bir tanesi ilk başta belki korkutucu görünebilir ama bence gayet zararsız, hatta hep hatırlayacağınız türden bir dümen, benim başıma geldiği için biliyorum. Ben Sidi Bou Said’de karşılaştım, ama başka turistik yerlerde de yapıyor olabilirler, turistik sokaklarda yürürken bazen karşınıza şahin besleyicileri çıkıyor. Bu arkadaşlar o sevimli şahinleri adeta üzerinize atıyor. İşi çok iyi bilen şahinler de elinize veya sırtınıza konuyor, son derece ustaca hiç rahatsız etmeden, o kocaman pençelerine rağmen canınızı da pek yakmadan. Bu şekilde fotoğraf çekmenizi istiyorlar sonra da para talep ediyorlar tabii. Bazen bir değil iki şahini üzerinize kondurdukları oluyor. Ben şahin başına 10 dinar vermek zorunda kaldım ki bence hiç az para değil. Siz para vermek istemiyorsanız sakin bir şekilde şahinleri üzerinizden almalarını söyleyin. Ama itiraf edeyim, çok para verdim ama güzel fotoğraflarım oldu, nitekim şahinler insana o kadar alışkınlar ki mükemmel poz verdiler.
Şehir vergisi
Turistlerden daha çok para kazanmak isteyen her ülke gibi otel ücretlerine ek olarak şehir vergisi (city tax) adında bir başka ek vergi toplanıyor. Kişi başına ve kalınan gün başına toplanan bu vergi, kalınan otelin tipine göre değişiyor. Örneğin 3 yıldızlı bir otel için 8 TND, daha üst segment oteller için 12 TND gibi ücretleri bulunuyor. Çok büyük bir para değil ama ücreti öderken göreceğiniz farklılığı açıklaması için anlatmak istedim.
Ek olarak bütün otellerde muhtemelen devlete teslim edilen bir form doldurmanız gerekiyor. Bu formda isim soyisim, pasaport numarası gibi alanlar var ama her seferinde nereden geldiğinizle ilgili soruyu mutlaka dolduruyorlar.
Ramazan’da Tunus
Ramazan aylarında başka Müslüman memleketlerde de bulundum, ancak Tunus gibi esasen oldukça laik bir şekilde yönetilen memlekette bu kadar kurumsallaşmış bir şekilde Ramazan geçirildiğini tahmin etmezdim.
Bir defa insanların çoğu Ramazan’a göre yaşıyorlar veya en azından kamusal alanda buna riayet ediyorlar. Yani ülkenin başkentinde iftara birkaç saat kala sokaklarda korkunç bir kalabalık oluyor. Özellikle Medina yakınlarındaki işporta ve sokak satıcılarının etrafındaki kalabalığı anlatamam. Ankaralılar için söylemem gerekirse, Ulus’ta Anafartalar Caddesi civarında haftasonu veya Ramazan zamanındaki kalabalığın daha beteri şeklinde tarif edebilirim.
Bununla birlikte, öğle vaktindeki kalabalıktan sonra sokaklar hızlı bir şekilde boşalıyor. İftara 1 saat kala başkentte sokaklar öyle bir ıssızlaşıyor ki nerede olduğunuzu şaşıyorsunuz. Bazı restoranlar iftar saatinde açık, geri kalan her türlü dükkan kapanıyor. İftar saati geçtikten sonra ise sokaklar canlanıyor, dükkanlar açılıyor, gecenin geç saatlerine kadar insanlar sokaklarda kalıyor.
Bunun dışında bütün dükkanların, özellikle müze ve banka gibi yerlerin normal çalışma saatleri dışında Ramazan’a özel çalışma saatleri var, kapılarında bu saatleri de belirtiyorlar. Genel olarak sabah 9 öğleden sonra 3 gibi çalışma saatleri görüyorsunuz Ramazan günlerinde.
Tunus bayrağı
Dünyada Türkiye bayrağına en çok benzeyen bayrak Tunus bayrağıdır desek yanlış olmaz. Tabii ki ortak kültür ve değerler nedeniyle böyle bir benzerlik olduğunu söyleyebiliriz. Ama sadece bu değil, Tunus bayrağı bir zamanlar burada hüküm süren Osmanlı bayrağının devamı gibi bir anlamda. Zaten Türk bayrağı da Osmanlı bayrağının farklı bir devamı gibi, o yüzden bugünkü Türkiye ve Tunus bayrakları adeta kardeş gibiler. Tunus bayrağının 1827’de ortaya çıktığını, o günden bugüne neredeyse hiç değişmeden geldiğini düşünürsek, bayraktaki Osmanlı etkisi daha iyi anlaşılır, o yıllarda Tunus hala Osmanlı’nın parçasıydı nitekim.

Bayraktaki sembolizm açısından da benzerlikler var, Tunus bayrağının kırmızısı da şehitlerin kanından geliyor, ama yıldızın beş köşeli oluşu, doğrudan İslam’ın 5 şartıyla ilişkilendiriliyor. Tıpkı Fas bayrağındaki 5 köşeli yıldız gibi. Türk bayrağındaki 5 köşeli yıldızın farklı anlamları da bulunmakta.
Dil konusu
Tunus’un resmi dili bildiğiniz üzere Arapça. Bununla birlikte 70 yıldan uzun bir süre Fransız mandası olarak kalan bir ülkede Fransızca’nın çok yaygın kullanılması elbette şaşırtıcı değil. Neredeyse herkes Fransızca biliyor. Bununla birlikte müzelerde veya turistik dükkanlarda, gereken yerlerde İngilizce konuşulabiliyor. Havaalanında anonslar ve levhalar üç dilli. Ancak şehir içindeki birçok yerde genel olarak Arapça ve Fransızca göreceksiniz. Ancak İngilizce ile büyük ölçüde işlerinizi halledebileceğinizi düşünüyorum.
Müze fiyatları
Daha önce Mısır’da çok net şekilde gördüğüm, başka ülkelerde de çeşitli versiyonlarına rastladığım kendi vatandaşına başka, turiste başka fiyat çekme olayı Tunus’ta da mevcut. Müzelere ve benzeri ören yerlerine girebilmek için biz turistler, Tunus ve diğer Mağrip ülkeleri vatandaşlarından yaklaşık %30-40 daha fazla para ödemek zorundayız. Aklınızda bulunsun.

Son sözler
Tunus bence görülmesi gereken güzel bir coğrafya, hem Osmanlı’nın, hem Romalılar’ın, hem de diğer yerel unsurların geride bıraktığı çok sayıda eseri görebileceğiniz, denize girip yaz tatili yapacağınız, birçok farklı beklentinizi tek bir ülkede karşılayabileceğiniz bir ülke. Bununla birlikte Avrupa seviyesinde gelişmemiş tarafları da olan, bazen dil bariyerine takılabileceğiniz, bazen rahatsız edilebileceğiniz, organizasyon eksikleriyle karşılık mağdur olma tehlikesi yaşayacağınız, her zaman dikkatli oluması gereken bir yer. Ama ben kendi adıma öyle büyük problemler yaşamadım, genel itibariyle sorunsuz bir gezi geçirdim. Özetle Tunus’a gitmekten korkmayın, ama bazı sıkıntılarla karşılaşabileceğinizi de unutmayın, dikkati elden bırakmayın.
İletişim
Bu yazıyla ve diğer yazılarımla ilgili her türlü sorunuzu, yazıların altına yorum yaparak bana iletebilirsiniz.



